ALİM VE MÜRŞİDLERİN VAZİFELERİ
Yazan: seyyahin Mayıs 24, 2007
ALİM VE MÜRŞİDLERİN VAZİFELERİ
İlim ve kudret sahibi kainatı hikmetlerle dolu. olarak yaratan Yüce Me’vla kullarını cehalet karanlığından kurtarmak için alemlere rahmet olan Hazret-i Muhammed’ -aleyhi’s-selam-’a pür-nür-ı ilahi bir düstür ve bir ahlak fermam demek olan şanlı kitabımız Kur’an-ı Kedrri’i ihsan buyurdu.
Kur’an, Cenab-ı Hakk’ın birliğine inanan ve O’nun iradesine teslim olanların maddi ve ma’nevi ilerlemeyi sağlayacak ilim ve manı tahsil etmelerini, iffete sanlmalan¬m, din kardeşliğinin esaslarını sağlamlaştırınalarını ve insanlığın irşadı için gerekli olan diğer şartları ve sebebIeri izah eyler.
Bu ilahi düstüra riayet edip ahlaki fermanlara uygun hareket edenler ahlakın yüksek payesine vasılalarak hürmete layık bir millet olmuşlar; allameler ve en yüksek medeniyyetin yetiştirebileceği en büyük insanlar vücüda getirmişlerdir. Bu ise Kur’an-ı Azimu’ş-şan’ın sıradan bir kitap. olmadığını; insanlan ğaflet ve cehalet uykusundan kurtaracak, ahlaksızlık ve fenalığın kökünükazıyıp sevgi, doğruluk, merhamet, cesaret, çalışma ve gayret gibi en kıymetli faziletleri öğreten, Rabbani bir kitap, Rahmani bir hitap olduğunu göstermeye kafi bir delildir. Kur’an-ı Kerim’i dikkatle inceleyenler insaliların kazanabileceği bütün şan ve şerefi dünya ve ahireteait bütün selamet ve saadeti onda bulacaklarına asla şüphe etmezler. Bu mukaddimeyi ifadeden sonra şunu da arzetmek isterim ki:
Bilindiği gibi insanlann dünyada ve ahirette saadet ve selamete nail olmalan için oldukça önemli ve mukaddes iki şeye ihtiyaç vardır: Bunlarınbiri veyabirincisi, yüksek ruhi isteklerdir ki, bu yüce duygularda zirveye ulaşmış ve bu Hakk vergisine erişmiş olanlann, yalnız ahirette değil, dünyada bile mutlu ve hürmete layık olduklarını bütün halkın kabul edeceği apaşikardır. Nitekim:
- Rabbının huzurunda durmaktan korkan kimselere iki Cennet vardır1 ayet-i kerimesi dünyevi ve uhrevi saadete işarettir.
İkincisi ise bedenimizin sıradan arzu ve istekleridir. Bu isteklerin birinciler ile bilinen alaka ve irtibatını da dikkat nazanndan uzak tutmamak lazımdır. Zira insan herşeyden önce cismani malzemelere ihtiyaç duyar. Öyle ki aç ve susuz kalır, hayatın gereklerini temin ve tedarikten aciz bulunursa ma’nevi saadeti için çalışamaz; miskinler gibi yaşayıp, ruhunun yücelmesini hatırına bile getirmez. Resul-i Ekrem – sallallahu aleyhi ve sellem – Efendimiz Hazretlerinden: «İnsanm maişetini te’min için çalışıp gayret göstermesi akıl ve dininin neticesidir.,. mealinde bir hadis-i şerif nakledilmektedir. Cenab-ı Hakk’a binlerce şükürler olsun ki, kullannın maişet ve nafaka te’mini için çalışmalarına bile ibadet nazarı ile bakmış ve şer’ -i şerife uygun olarak her türlü cismani malzemenin tamamına müsaade buyurmuştur.
Bu girişi yapmaktan maksadım şeriat ve tarikatın maddi terakkiye mani olmadığı gibi dünya ve ahiret için gerekli olan çalışmanın cidden ve gerçekten lüzümlu bulunduğunu ifadeden ibarettir.
Bu duruma göre Allah tarafından, sorumluluk çenberleri içine «emr-i bilma’ruf, nehy-i anil münker, vazifesi verilmiş bulunan değerli ilim adamları ve büyük sufilerden beklenen ve umulan işlerin birincisicisi, mescid ve medreselerde, tekke ve zaviyelerde muayyen zamanlarda talebeleri ve dervişleri ile yaptıklan toplantılarda İslami maarifin ve ruhani güzelliıklerin üstün faydalarını neşretrnek ve irfan sofralannı yaymaktır.
Mü’minler ancak kardeştirler2 ayet-i celilesinin icabı olarak bu gibilerden beklenen hizmetin ikincisi, bütün ehl-i din e şamil olacak muhabbet ve sadakatin, riya ve dalkavukluk, şüphe ve endişelerinden uzak bir şekilde mü ‘minlerin kalplerinin bir ve beraber olması; hayat ve ölümün izzet ve düşüklüklerinin birbirlerine bağlı bulunması lüzumunu anlatmak ve özellikle sufiye ricali ve ma’nevi ordunun yetiştirilmesi maksadıyla birer mektep olarak inşa edilmiş olan birçokdergahın vazifelerini ifa ile şan ve şereflerini yüce tutmaya itina buyurmalandır. Cenab-ı Hakk – celle ve ala – Hazretle’ri cümlemizi o gibi mukaddes hizmetlere muvaffak buyursun. Vakıf ve hayır sahipleri ile tarikat taliplerinin meşru haklarına riayet göstermemizi ve bilhassa mensübu bulunduğumuz yüce tarikatm büyük şeyllierinden alıp öğrendiğimiz emirlere itaatımızı mutluluk sebebi ve selamet vesilesi kılsın, amin.
1. er-Rahman, 46.
2. el-Hucürat, 10.
Kaynak: MEKTUBAT Muhammed Esad Erbili (6. mektup) Erkam yayınları

