SUALLERE CEVAPLAR
Yazan: seyyahin Mayıs 24, 2007
SUALLERE CEVAPLAR
Sual: 1 – Bir tarikata mensub olan kimse bir başka tarikata intisab edebilir mi?
Cevap: 1 – Eğer bu şahıs şeyhi vefat etmiş ise, herhangi bir tarikattan kamil bir zata ulaşırsa tereddütsüz ona intisab etmeli ve tarikattaki noksanlarınını ikmal etmelidir. Şayet şeyhi vefat etmemiş ise yine teberrüken intisab edebilir. Çünkü tarikatta tekamül etmiş olan bir zat bütün tarikat kaynaklarından feyz almış ve hepsine aşina olmuş demektir. Sual: 2 – Teberrüken tabirinden maksad nedir?
Cevap: 2 – Bir salikin, kemal sahibi şeyhi hayatta olduğu halde diğer bir şeyhe rabıta etmesi veya terbiyesi altına girmesi edebe muhalif olduğundan başka bir şeyhin sohbetiyle şerefyab olmak ve ondan feyz ve bereket almak maksadıyla intisab etmesi ise caizdir. Ancak bu ikinci şeyhine rabıta edemez.
Sual: 3 – Bir salik ne zamana kadar rabıta etmelidir?
Cevap: 3 – Ey mü’minler! Allah Teala’yı çok çok zikredin1 Ayet-i celilesindeki mü’min şüphesiz iç ve dış dünyasıyla tam bir mü’mindir. Zikir ile emrolunan da bu zahir ve batın; iç ve dış a’zalardır. Yani yalnız dil veya kalb gibi bir cüz’ değildir. Binaenaleyh insanın batınında bulunan kalp, ruh, sır, hafiy, ahfa ve nefs latifelerinin zikreder hale gelmesi lazımdır. Bu zikre erişmek ise yol gösterici ve gönül doktoru mürşidin, zahir ve batınından feyz ve yardım almasıyla mümkün olabileceğinden bir salik bu zikirleri te’minedince ve murakabe2 derslerine varıncaya kadar rabıtadan uzak kalamaz. Murakabelere muvaffak olduktan sonra ihtiyaç duyarsa rabıta yapar, duymazsa yapmaz.
Sual: 4 – Bir şeyhin kamil olup olmadığının alameti nedir?
Cevap: 4 -., Söz ve davranışlarıyla şeriat ve sünnet çizgisinden ayrılmayan, sohbetlerine devam eden salikte Allah’ın zikir ve sevgisinin husüle gelmesini sağlayabilen şeyh, kamil bir mürşid sayılır. Şu kadar var ki, temyiz kuvveti olmayan bir kimsenin, şeyhinin veliliği hakkında şayet bir tevatür3 varsa, şer’an bu tevatüre uyarak onun kemalini kabül etmesi gerekir.
Sual: 5 – Bir salik şeyhinin irşad ve terbiyesinden istifade edemediği takdirde ne yapmalıdır?
Cevap: 5 – İlim ikidir. Biri bedenlere müteiillik olanı diğeri de dinlere ait olanıdır.4 Mealindeki hadis-i şerife göre tababet ilmi ile diyanet ilmi arasında bir hayli alaka vardır. Binaenaleyh hasta olan bir kimse önce bir doktora başvurur. İlacını, perhizini ve diğer malzemesini öğrenir ve doktorun söylediklerini tamamiyle yerine getirir. Fakat hasta istenilen şifaya ulaşamazsa, şüphesiz başka bir doktora müracaat der. Bundan dolayı da ayıplanamaz. Şu kadar var ki, aldığı emirlere riayet etmediği takdirde kusür ve ayıp kendisine aittir.
Bir salik ile mürşidi arasındaki hal vedurum bu minval üzeredir. Salik mürşidin emir ve yasaklarını titizlikle ta’kib ettiği halde neticeye ulaşamazsa başka bir mürşid aramakta ma’zürdur. Hatta araması gerekir. Sual: 6 – Bir salik kalp, ruh, sırr, hafiy veya ahfadan herhangi birinin zikri ile meşgül iken fazla hararet hisseder ve bu sebeble rahat ve huzurunu kaybedecek olursa ne yapmalıdır?
Cevap: 6 -Hararetin şiddeti ortadan kalkıp normal hale dönünceye kadar o latifenin zikrini terkeder. Şu kadar var ki, hararetin izalesi mümkün olmazsa bazan rabıta, bazan da salat ü selam ile meşgül olabilir. 1. el-Ahzilb, 41.
2. Murakabe için bk. 17. Mektup.
3. Tevatür: Yalan üzere birleşip anlaşmaları mümkün olmayan bir topluluğun verdiği haber.
4. bk. Keşfü’l-hafa, II/89.
Kaynak: MEKTUBAT Muhammed Esad Erbili (11. mektup) Erkam yayınları

