Seyyid Muhammed Malik el-Alawî [K.S.]
Yazan: seyyahin Haziran 6, 2007
Seyyid
Muhammed bin Alavî Mâlikî Hasenî
[K.S.]
Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî Hasenî hazretleri, Mekke’de dünyaya
gelmiştir. Henüz 6 yaşında iken hafızlığını tamamlamıştır. İlk öğrenimini,
Medresetu’l Felahiye’de bitirdikten sonra, başta Mekke Müftüsü olan babası,
Seyyid Alevî bin Abbas Maliki olmak üzere dönemin meşhur alimlerinden ilim
tedrîs etmiştir. Bu alimler arasında Şeyh Hasan Meşhat, Şeyh
Yahya Emân, Seyyid Muhammed Emin Kütbî, Seyyid Hasan Yemani, Şeyh Sehanfori,
Seyyid Bekri Şetha başlıcalarıdır.
Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî, bir keresinde talebelerine ilim öğrenme
konusunda verdiği nasihatler arasında şunları söylemişti: “Muhammed bin
Alevî, hiçbir ders halkasına hocalarının emri olmadan oturup dinlememiştir.
Üstadlarım, hangi dersi almamı istiyorlarsa, onun programını hazırlarlar ve o
sıraya göre ders almamı emrederlerdi. Ders alacağım hocamı ve ders konusunu
titizlikle seçerlerdi”.
Kendisi hocalarına karşı bu şekilde hürmetli ve bağlı bir talebe iken,
hocaları da onu bir nakış gibi işlemişler, Allah’ın bahşettiği güzel ahlak ve
üstün zekasını sadece faydalı ilimlerle teçhiz etmeyi amaçlamışlardı. Seyyid
Muhammed bin Alevî Mâlikî, hocalarından 7 kıraat ve 4 mezheb fıkhı, tefsir ve
hadis konularında icazetler alır.
Daha sonra Mısır’a giderek Ezher üniversitesi Usulu’d-din Fakültesi Hadis
bölümünü bitirir. Burada ihtisas ve doktorasını da tamamlar. Bir yandan
üniversitede ilim tahsil ederken, aynı zamanda Mısır’daki büyük alimlerden de
istifade etmiştir. Muhammed Ticani ve Ezher şeyhi olan Muhammed Âkîl ve Şeyh
Haseneyn bu alimlerin başlıcalarıdır. Daha sonra Libya’ya gider. Oradan Fas’a
geçer ve buralarda karşılaştığı ve meclislerinde bulunduğu alimlerden de
icazetler alır. Öyle ki, karşılaştığı alimler, onun ilminin derinliğini fark
ederek teberrükken ders okutup icazetler vermektedirler. Daha sonra Pakistan’a
giden Seyyid Muhammed bin Alevî Maliki orada İbrahim Binnuri’nin yanında ders
görür. Bu esnada Sühreverdi Tarikatından icazet alır. Oradan Hindistan’a
geçer. Hindistan’da Kandehlevi kardeşlerden ders görür. Daha sonra Suriye
üzerinden Mekke’ye döner. Mescid-i Haram’da ders vermeye başlar. Diğer yandan
Mekke’deki Ümmü-l Kurrâ Üniversitesi’nde Profesör unvanı ile Hadis Kürsüsü
Başkanlığı görevine gelir. Bu esnada Rabıta Teşkilatı Genel Sekreteri olur.
Bu dönemde Suriye’deki birçok alimi Mekke’ye getirerek onlara dersler verdi ve
onların Mekke ve Medine’deki medreselerde ders vermelerini sağladı. Genel
Sekreterlik görevinde iken Müslümanları Kur’ân’a yöneltmek amacıyla
Uluslararası Kur’ân-ı Kerîm Yarışması tertip eder ve 5 yıl sonra da bu yarışmaya
başkanlık eder.
Bu esnada İslam aleminde büyük yankılar uyandıran ve 16 dile tercüme edilen
ve ehli sünnetin büyük alimlerinin görüşlerinden oluşan “Mefâhîm“ isimli
eserini telif eder. Bu eserde, özellikle şefaat, tevessül, teberrük, Peygamber
Efendimizin (Aleyhisselam) Kabr-i Şerifi’nin ziyareti gibi konular işlenmekte,
konu ile ilgili ayet, hadis ve selefin büyük imamlarının sözleri sunulmaktadır.
Ancak bu eser, Suudi Arabistan’daki siyasî otoritenin mezhep görüşleri ile
ters düştüğü için Suudî yönetim bundan rahatsızlık duymuştur. Seyyid Muhammed
bin Alevî Malikî bu eseri sebebiyle bir süre hapis hayatı yaşar. O, Medrese-i
Yusufiyye’ de iken bir çok Müslüman ülke devlet adamları ve İslam alimleri Suud
yönetimine bu kararlarından dolayı büyük tepki göstermiş ve onları bu karardan
vazgeçirmek için baskı yapmışlardır.
Nihayet bu tepkiler neticesinde Suud hükümeti onu Endonezya’ya sürgün olarak
gönderir. Orada 1,5 yıl kalır. Ama bu 1,5 yılda talebeleri Endonezya, Malezya
ve Singapur’da yüz binlere ulaşmıştır. Bu ülkelerde onun talebelerinin açtığı
90’dan fazla okul, medrese, lise ve üniversitesi vardır.
Daha sonra tekrar Mekke’ye döner ve Rusayfe semtindeki özel medresesini
kurar. Mekke’de ilim ve tasavvuf eğitimini başlatır. Bu çalışmasının yanında
dünyanın her tarafında özel medreseler, okullar, yurtlar ve Güney Yemen’de bir
üniversite onun yönlendirmeleriyle kurulmuştur. Diğer ülkeler arasında Türkiye,
Bangladeş Rus devletleri, Yemen, Nijerya, Kenya, Sudan, Fas, Kanada ve özellikle
Endonezya ve Malezya ön sıradadır. Bu yoğun çalışma esnasında fıkıh, tefsir,
akaid, hadis, tasavvuf, siyer özelliklede günümüzdeki ehli sünnet çizgisi
dışına çıkmış mutaassıp akımlara karşı 100′e yakın eser telif etmiştir.
Görüldüğü gibi, Allah’ın Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî hazretlerin
muyesser kıldığı çalışmalar normal bir insanın ömrüne sığmayacak kadar çok ve
bereketlidir. Attığı ilim tohumları dünyanın her bir yerinde yeşermiş, çoğalmış
ve Allah’ın lutfu ile Ehl-i Sünnet ve-l Cemaat çizgisine kuvvet katmıştır. Sanki
“tek başına bir ümmet” olma konusunda bizlere örnek olmaktadır. Allah,
başımızdan gözümüzün nuru olan âlimlerimizi eksik etmesin, bizleri onlara lâyık
ve bağlı olan lutfettiği kullarından eylesin…âmîn.
Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî’nin soyu, baba tarafından Hz Hasan (R.A.)
yoluyla, anne tarafından da Hz Hüseyin (R.A.) yoluyla Peygamber Efendimize (Aleyhisselam)
ulaşmaktadır. Ayrıca, annesinin soyu, Abdulkâdir Geylânî ile birleşmektedir.
Dedelerinden Mevlânâ İdrîs, Emevîler dönemindeki karışıklıktan dolayı Mağrib’e
(Fas’a) hicret etmiştir. Orada halk tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış ve
kendisine hürmet edilmiştir. Yüzyıllar boyu bu coğrafyada nesilden nesile
hizmetlerini sürdürmüşler ve soyları hep hayır ile bilinir olmuştur. Tarihte
Seyyidlerin kurduğu ilk ve tek devlet olan İdrisiyye Devleti’ni Fas’ta kuranlar
da bu soyun büyükleridir. Yine dedelerinden olan Abdurrahim bin Abdulaziz,
Mağrib’ten tekrar Mekke’ye yerleşmiş ve hizmetlerine burada devam etmiştir.
Merkezi Fas’ta olan İdrisiyye tarikatinin kurusucu olan büyük velî Ahmed bin
İdris hazretleri, Üstâdımızın dedelerindendir.
Her asırda onlar arasında nice büyük alimler, ârifler ve veliler çıkmıştır.
Aldıkları ilimlerini babadan dedeye, şeyhten şeyhe senedleri kesilmeden
Peygamberimize kadar ulaşarak almışlardır.
Bu soyun fertlerinin Allah yolunda gayretleri de çok üstündür. Sayısız
meşakkatlere katlanarak yeryüzünün her yerine dağılırlar ve Müslümanlığın
yayılmasına çalışırlar. İslâm’ın Endonezya’ya, Filipinler’e, Malezya’ya,
güneydoğu Asya ülkelerine, Güney Hindistan’a, Doğu Afrika sahillerine, ve
karşısındaki adalara ilk defa yayılmasında en büyük hisse ve şeref onlara
aittir. Bu sebeple bu sayılan ülkelerde Müslümanlar Bâlevî yolları üzere,
itikadda ehl-i sünnet ve’l-cemaat üzere, amelde Şafiî mezhebi üzere, ahlak, ilim
ve zikir meclislerinde, evrad ve ezkâr okumalarında sûfiyye âdâbı
üzerindedirler.
Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî’nin babası, Seyyid Alevî bin Abbas Maliki
Hazretleri bu sülalenin diğer büyükleri gibi zamanının en saygın âlimlerindendi
ve aynı zamanda Mekke müftülüğü görevini yerine getiriyordu. Onun vefatından
sonra, medresede verdiği derslere, üstadımız Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî
devam etmiştir. Babasının vefatı sebebiyle Mekke’nin ileri gelen âlimleri şöyle
demiştir:
“…Bugün yeryüzünde çok kıymetli ve büyük bir âlimi kaybettik; ancak
dostumuz Seyyid Alevî bin Abbas Maliki, kendisinden daha büyük bir âlimi bize
emanet ve miras bırakmıştır. Bu emanet, onun oğlu Seyyid Muhammed bin Alevî
Malikî’dir…”
Vefatı:
Seyyid Muhammed bin Alevi el-Mâlikî hazretleri, 29 Ekim 2004 cuma sabahı,
Ramazan ayının 15. günü ikamet ettiği Mekke’de 63 yaşında vefat etmiştir.
Vefatından bir hafta önce, vefat edeceği haberini günlük konuşmaları arasında
bazı talebelerine bildirmiştir. Yine vefat ettiği gün, o gün vefat edeceğini
bildirmiş ve sabaha doğru son nefesler yaklaşınca, etrafındakilere Yâsîn-i Şerîf
okumalarını söyleyip, kendisi de diliyle ‘Allah Allah,,…’ diye zikretmeye
başlamış ve nihayet bu hal üzereyken son nefesini vermiştir.
Seyyid Muhammed bin Alevi el-Mâlikî hazretleri,kendisine verilen vazifelerini
bi-hakkın ifa etmiş, emaneti yerine getirmiş ve asıl menziline, Rabbine
kavuşmuştur. Hayatıyla bizlere örnek olduğu gibi, ani, sessiz ve mütevazi vefatı
ile bizlere ahiretin dünyadan daha önemli olduğunu, son nefese kadar Allah
yolunda çalışmak gerektiğini göstermiştir.
Halef Tayini:
Biz evlatları için geriye büyük bir külliyat bırakmış, bununla birlikte
vefatından evvel ilim ve irfan hizmetine devam etmesi için kendisi gibi bir ilim
ve maneviyat imamı olan evlâdı Seyyid Ahmed bin Muhammed el-Mâlikî’yi
kendi yerine halef tayin etmiştir.
Allah, onun makâmını âlî eylesin, ilminden, himmetinden, sırrından ve
şefaatlerinden bizleri de nasiplendirsin. Üstadımızın halefi, Şeyh Seyyid Ahmed
bin Muhammed bin Alevi el-Mâlikî’ye uzun, hayırlı ve sağlıklı bir ömür nasib
etsin… Amîn.
Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî, ilk tarikatını babası ve şeyhi olan Seyyid
Alevî bin Abbas Maliki Hazretlerinden Bâlevî yolu üzere almıştır. Bunun
dışında, Kâdirî, Rufaî, Şazelî, Nakşibendî, İdrisî, Ticanî ve Sühreverdî
yolları üzerinde de icazet almış, talebelerinin durumlarına göre tüm bu
kollardan ders vermeye başlamıştır. Ancak esas yol Bâlevî yoludur. Dünyanın pek
çok ülkesinde tüm bu yollardan ders verdiği talebeleri mevcuttur ve onlar da bu
kutlu yolda Allah ve Resulullah (Aleyhisselam) aşkı ile çalışarak nefislerini bu
yola adamışlardır. Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin ölçü olarak
talebelerine söylediği şu sözü, İslâm tasavvufunun özünü ne güzel ifade
etmektedir:
“Evlatlarım, bizim yolumuz, ilim, amel, tebliğ ve zikir yoludur”
Yine başka bir sözünde günümüz tasavvuf erbabının düştüğü duruma dikkat
çekerek çözüm yolunu dile getirmektedir:
”…Allah’ın inayeti ile Dünyanın pek çok ülkesini gezip gördük,
müslümanlarla tanıştık ve şahit olduk ki; alimlerimiz, ilim öğreniyorlar, ancak
İslâm’ın ahlak ve nefis terbiyesi yönünden uzak kalıyorlar. Bununla birlikte
tasavvuf ehli de evrâd-u ezkâr yoluna devam ediyor, ancak ilimden
nasiplenmiyorlar. Bu her iki durumda da fayda kazanmaktadırlar; fakat İslâm’ın
arzu ettiğine göre noksan içerisindedirler. Bizim yolumuz bu ikisini
birleştirmek üzere çalışmaktır. Bu sebeple sizler, meclislerinizde edeb
derslerinin yanına mutlaka akaid, tefsir, fıkıh, hadis ve siyer derslerini de
yerleştiriniz ve iki pınardan da içiniz…Büyüklerimizin söylediği gibi ilimsiz
tasavvuf zındıklıktır. Edeb ilminden nasibi olmayan âlim ise ziyandadır.”
Eserleri
Birçok çalışmanın yanı sıra, Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin
ömrü birçok kıymetli eserin telifi ile geçmiştir. Eserlerinin içeriği son derece
ilmi konularla doludur ve müslümanları Allah, peygamber ve Kur’ân sevgisine
davet edip birlik olmaya davet etmektedir. Bununla birlikte itikadî, fıkhî ve
ahlakî konularda ehl-i sünnetin görüşlerini Selef-i Salihîn’in dilinden tekrar
dile getirmeye gayret etmiştir. Örnek bir davetçi gibi kendisine değil,
İslâm’a davet etmiş, eserlerinde, kendi görüş ve düşüncelerine neredeyse hiç yer
vermeden, selef-i salihînin görüşlerini aktarmış, ayet ve hadisleri onların
açıklamaları ile tefsir ederek, bugün en çok ihtiyacımız olan ilmî itidâli
sergilemiştir. Bu mütevazî tavır, eserlerinden herhangi birini okuyan kişiye
gayet açık bir şekilde kendisini gösterecektir.
Müslümanlar arasında fitne çıkartabilecek hususlarda son derece dikkatli
davranmış, özellikle son birkaç asırda palazlanan müfrit akımlara karşı
mücadelesini ilmî ortamda Kur’ân ve Sünnet ışığında deliller getirerek
sürdürmüştür.
Eserlerinde yeri geldikçe İslâm’ın kolaylık dini olduğunu ve insanların dini
kendi kendilerine zorlaştırmamaları için temel ölçüleri tekrarlamıştır.
Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin Allah’ın inayeti ve bereketi
ile ve bu minvâl üzere te’lîf ettiği 100′e yakın eseri vardır. Bunların hemen
hepsi Arapça dışında birçok dillere tercüme edilmiştir. Kendisinin Türkçe’ye
tercüme edilmiş eserleri de vardır. Eserlerinin en önemlileri arasında şunlar
sayılabilir:
- Mefâhîm Yecibu en Tusahhih
- Ebvâbu-l Ferec
- Muhammed (Aleyhisselam) El İnsânu-l Kâmîîl
- Huvallah
- Ve Huve Bi-l Ufuki-l Â’lâ
Birçok eseri halen Türkçe’ye tercüme edilmekle birlikte, şimdiye kadar
tercümesi tamamlanmış bazı eserleri şunlardır:
Kamil İnsan Hz Muhammed (SAV), ‘El İnsanu’l Kâmil Muhammed (SAV)’
Akaid, ‘Huve Allah’
Ölüye Fayda Veren Ameller, ‘Mâ Yenâlü’l Meyyit’
Hadis Istılahında Temel Kaideler, ‘Kavâid ve Esasiyye fi İlmi Mustalaha’l
Hadis’
En Güzel Örnek Hz Muhammed, ‘Kudve-i Hasene’
Cennetin Nimetlerini Hiçbir Göz Görmedi.
Kaynak : http://www.medrese.net/



ademmekki demiş
….allah gani gani rahmet eylesin muhammed alevi maliki hazretlerine…ben mekkede medresesindeki o menvi atmosferi cok defalar yasadim… ve cenazesinde onu gozyaslari ve dualarla ugurladik….gercekten alemi islam onunla bir yildizini kaybetti…bizler ilim dunyasinda carpik mezhep ve gorusler karsisinda kendisinden manevi ve ilmi destek alirdik…insaallah seyyid ahmed maliki de onun yolunda devam eder rabbim bu mubarek silsileyi bizden ayirmasin ve muvaffak etsin….