Sufi ve Sufiler

Gönül Dostlarına Selam Olsun

  • Online Kütüphane

  • Kitap Tavsiyesi

  • Site İçeriğinden

  • Site Bilgisi

    Üye Sayısı : 951
    Konu Sayısı : 247
    Sayfa Sayısı : 10365
    Kitap Sayısı: 82
    E- Kitap Sayısı: 131
    Video Sayısı: 327
    Yükleme Dosyası: 421
  • Ziyaret

    • 544,029 Sayfa izlenimi
  • Seyyid Muhammed Malik el-Alawî [K.S.]

    Yazan: seyyahin Haziran 6, 2007


    Seyyid


    Muhammed bin Alavî Mâlikî Hasenî

    [K.S.]

    maliki1.jpg



    HAYATI ve İLMÎ ŞAHSİYETİ

    Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî Hasenî hazretleri, Mekke’de dünyaya
    gelmiştir. Henüz 6 yaşında iken hafızlığını tamamlamıştır.
    İlk öğrenimini,
    Medresetu’l Felahiye’de bitirdikten sonra, başta Mekke Müftüsü olan babası,
    Seyyid Alevî bin Abbas Maliki
    olmak üzere dönemin meşhur alimlerinden ilim
    tedrîs etmiştir. Bu alimler arasında Şeyh Hasan Meşhat, Şeyh
    Yahya Emân, Seyyid Muhammed Emin Kütbî, Seyyid Hasan Yemani, Şeyh Sehanfori,
    Seyyid Bekri Şetha
    başlıcalarıdır.

    Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî, bir keresinde talebelerine ilim öğrenme
    konusunda verdiği nasihatler arasında şunları söylemişti: “Muhammed bin
    Alevî, hiçbir ders halkasına hocalarının emri olmadan oturup dinlememiştir.
    Üstadlarım, hangi dersi almamı istiyorlarsa, onun programını hazırlarlar ve o
    sıraya göre ders almamı emrederlerdi. Ders alacağım hocamı ve ders konusunu
    titizlikle seçerlerdi”.

    Kendisi hocalarına karşı bu şekilde hürmetli ve bağlı bir talebe iken,
    hocaları da onu bir nakış gibi işlemişler, Allah’ın bahşettiği güzel ahlak ve
    üstün zekasını sadece faydalı ilimlerle teçhiz etmeyi amaçlamışlardı. Seyyid
    Muhammed bin Alevî Mâlikî, hocalarından 7 kıraat ve 4 mezheb fıkhı, tefsir ve
    hadis konularında icazetler alır.

    Daha sonra Mısır’a giderek Ezher üniversitesi Usulu’d-din Fakültesi Hadis
    bölümünü bitirir. Burada ihtisas ve doktorasını da tamamlar.
    Bir yandan
    üniversitede ilim tahsil ederken, aynı zamanda Mısır’daki büyük alimlerden de
    istifade etmiştir. Muhammed Ticani ve Ezher şeyhi olan Muhammed Âkîl ve Şeyh
    Haseneyn bu alimlerin başlıcalarıdır. Daha sonra Libya’ya gider. Oradan Fas’a
    geçer ve buralarda karşılaştığı ve meclislerinde bulunduğu alimlerden de
    icazetler alır.
    Öyle ki, karşılaştığı alimler, onun ilminin derinliğini fark
    ederek teberrükken ders okutup icazetler vermektedirler. Daha sonra Pakistan’a
    giden Seyyid Muhammed bin Alevî Maliki orada İbrahim Binnuri’nin yanında ders
    görür.
    Bu esnada Sühreverdi Tarikatından icazet alır. Oradan Hindistan’a
    geçer. Hindistan’da Kandehlevi kardeşlerden ders görür. Daha sonra Suriye
    üzerinden Mekke’ye döner. Mescid-i Haram’da ders vermeye başlar. Diğer yandan
    Mekke’deki Ümmü-l Kurrâ Üniversitesi’nde Profesör unvanı ile Hadis Kürsüsü
    Başkanlığı görevine gelir. Bu esnada Rabıta Teşkilatı Genel Sekreteri olur.

    Bu dönemde Suriye’deki birçok alimi Mekke’ye getirerek onlara dersler verdi ve
    onların Mekke ve Medine’deki medreselerde ders vermelerini sağladı. Genel
    Sekreterlik görevinde iken Müslümanları Kur’ân’a yöneltmek amacıyla
    Uluslararası Kur’ân-ı Kerîm Yarışması tertip eder ve 5 yıl sonra da bu yarışmaya
    başkanlık eder.

    Bu esnada İslam aleminde büyük yankılar uyandıran ve 16 dile tercüme edilen
    ve ehli sünnetin büyük alimlerinin görüşlerinden oluşan “Mefâhîm“ isimli
    eserini telif eder. Bu eserde, özellikle şefaat, tevessül, teberrük, Peygamber
    Efendimizin (Aleyhisselam) Kabr-i Şerifi’nin ziyareti gibi konular işlenmekte,
    konu ile ilgili ayet, hadis ve selefin büyük imamlarının sözleri sunulmaktadır.

    Ancak bu eser, Suudi Arabistan’daki siyasî otoritenin mezhep görüşleri ile
    ters düştüğü için Suudî yönetim bundan rahatsızlık duymuştur. Seyyid Muhammed
    bin Alevî Malikî bu eseri sebebiyle bir süre hapis hayatı yaşar. O, Medrese-i
    Yusufiyye’ de iken bir çok Müslüman ülke devlet adamları ve İslam alimleri Suud
    yönetimine bu kararlarından dolayı büyük tepki göstermiş ve onları bu karardan
    vazgeçirmek için baskı yapmışlardır.

    Nihayet bu tepkiler neticesinde Suud hükümeti onu Endonezya’ya sürgün olarak
    gönderir. Orada 1,5 yıl kalır. Ama bu 1,5 yılda talebeleri Endonezya, Malezya
    ve Singapur’da yüz binlere ulaşmıştır. Bu ülkelerde onun talebelerinin açtığı
    90’dan fazla okul, medrese, lise ve üniversitesi vardır.

    Daha sonra tekrar Mekke’ye döner ve Rusayfe semtindeki özel medresesini
    kurar. Mekke’de ilim ve tasavvuf eğitimini başlatır. Bu çalışmasının yanında
    dünyanın her tarafında özel medreseler, okullar, yurtlar ve Güney Yemen’de bir
    üniversite onun yönlendirmeleriyle kurulmuştur. Diğer ülkeler arasında Türkiye,
    Bangladeş Rus devletleri, Yemen, Nijerya, Kenya, Sudan, Fas, Kanada ve özellikle
    Endonezya ve Malezya ön sıradadır. Bu yoğun çalışma esnasında fıkıh, tefsir,
    akaid, hadis, tasavvuf, siyer özelliklede günümüzdeki ehli sünnet çizgisi
    dışına çıkmış mutaassıp akımlara karşı 100′e yakın eser telif etmiştir.

    Görüldüğü gibi, Allah’ın Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî hazretlerin
    muyesser kıldığı çalışmalar normal bir insanın ömrüne sığmayacak kadar çok ve
    bereketlidir. Attığı ilim tohumları dünyanın her bir yerinde yeşermiş, çoğalmış
    ve Allah’ın lutfu ile Ehl-i Sünnet ve-l Cemaat çizgisine kuvvet katmıştır. Sanki
    “tek başına bir ümmet” olma konusunda bizlere örnek olmaktadır. Allah,
    başımızdan gözümüzün nuru olan âlimlerimizi eksik etmesin, bizleri onlara lâyık
    ve bağlı olan lutfettiği kullarından eylesin…âmîn.


    NESEBİ

    Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî’nin soyu, baba tarafından Hz Hasan (R.A.)
    yoluyla, anne tarafından da Hz Hüseyin (R.A.) yoluyla Peygamber Efendimize (Aleyhisselam)
    ulaşmaktadır. Ayrıca, annesinin soyu, Abdulkâdir Geylânî ile birleşmektedir.

    Dedelerinden Mevlânâ İdrîs, Emevîler dönemindeki karışıklıktan dolayı Mağrib’e
    (Fas’a) hicret etmiştir. Orada halk tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış ve
    kendisine hürmet edilmiştir. Yüzyıllar boyu bu coğrafyada nesilden nesile
    hizmetlerini sürdürmüşler ve soyları hep hayır ile bilinir olmuştur. Tarihte
    Seyyidlerin kurduğu ilk ve tek devlet olan İdrisiyye Devleti’ni Fas’ta kuranlar
    da bu soyun büyükleridir. Yine dedelerinden olan Abdurrahim bin Abdulaziz,
    Mağrib’ten tekrar Mekke’ye yerleşmiş ve hizmetlerine burada devam etmiştir.
    Merkezi Fas’ta olan İdrisiyye tarikatinin kurusucu olan büyük velî Ahmed bin
    İdris hazretleri, Üstâdımızın dedelerindendir.

    Her asırda onlar arasında nice büyük alimler, ârifler ve veliler çıkmıştır.
    Aldıkları ilimlerini babadan dedeye, şeyhten şeyhe senedleri kesilmeden
    Peygamberimize kadar ulaşarak almışlardır.

    Bu soyun fertlerinin Allah yolunda gayretleri de çok üstündür. Sayısız
    meşakkatlere katlanarak yeryüzünün her yerine dağılırlar ve Müslümanlığın
    yayılmasına çalışırlar. İslâm’ın Endonezya’ya, Filipinler’e, Malezya’ya,
    güneydoğu Asya ülkelerine, Güney Hindistan’a, Doğu Afrika sahillerine, ve
    karşısındaki adalara ilk defa yayılmasında en büyük hisse ve şeref onlara
    aittir.
    Bu sebeple bu sayılan ülkelerde Müslümanlar Bâlevî yolları üzere,
    itikadda ehl-i sünnet ve’l-cemaat üzere, amelde Şafiî mezhebi üzere, ahlak, ilim
    ve zikir meclislerinde, evrad ve ezkâr okumalarında sûfiyye âdâbı
    üzerindedirler.

    Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî’nin babası, Seyyid Alevî bin Abbas Maliki
    Hazretleri bu sülalenin diğer büyükleri gibi zamanının en saygın âlimlerindendi
    ve aynı zamanda Mekke müftülüğü görevini yerine getiriyordu. Onun vefatından
    sonra, medresede verdiği derslere, üstadımız Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî
    devam etmiştir. Babasının vefatı sebebiyle Mekke’nin ileri gelen âlimleri şöyle
    demiştir:

    “…Bugün yeryüzünde çok kıymetli ve büyük bir âlimi kaybettik; ancak
    dostumuz Seyyid Alevî bin Abbas Maliki, kendisinden daha büyük bir âlimi bize
    emanet ve miras bırakmıştır. Bu emanet, onun oğlu Seyyid Muhammed bin Alevî
    Malikî’dir…”

    Vefatı:

    Seyyid Muhammed bin Alevi el-Mâlikî hazretleri, 29 Ekim 2004 cuma sabahı,
    Ramazan ayının 15. günü ikamet ettiği Mekke’de 63 yaşında vefat etmiştir.

    Vefatından bir hafta önce, vefat edeceği haberini günlük konuşmaları arasında
    bazı talebelerine bildirmiştir. Yine vefat ettiği gün, o gün vefat edeceğini
    bildirmiş ve sabaha doğru son nefesler yaklaşınca, etrafındakilere Yâsîn-i Şerîf
    okumalarını söyleyip, kendisi de diliyle ‘Allah Allah,,…’ diye zikretmeye
    başlamış ve nihayet bu hal üzereyken son nefesini vermiştir.

    Seyyid Muhammed bin Alevi el-Mâlikî hazretleri,kendisine verilen vazifelerini
    bi-hakkın ifa etmiş, emaneti yerine getirmiş ve asıl menziline, Rabbine
    kavuşmuştur. Hayatıyla bizlere örnek olduğu gibi, ani, sessiz ve mütevazi vefatı
    ile bizlere ahiretin dünyadan daha önemli olduğunu, son nefese kadar Allah
    yolunda çalışmak gerektiğini göstermiştir.

    Halef Tayini:

    Biz evlatları için geriye büyük bir külliyat bırakmış, bununla birlikte
    vefatından evvel ilim ve irfan hizmetine devam etmesi için kendisi gibi bir ilim
    ve maneviyat imamı olan evlâdı Seyyid Ahmed bin Muhammed el-Mâlikî’yi
    kendi yerine halef tayin etmiştir.

    Allah, onun makâmını âlî eylesin, ilminden, himmetinden, sırrından ve
    şefaatlerinden bizleri de nasiplendirsin. Üstadımızın halefi, Şeyh Seyyid Ahmed
    bin Muhammed bin Alevi el-Mâlikî’ye uzun, hayırlı ve sağlıklı bir ömür nasib
    etsin… Amîn.



    TASAVVUFÎ ŞAHSİYETİ

    Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî, ilk tarikatını babası ve şeyhi olan Seyyid
    Alevî bin Abbas Maliki Hazretlerinden Bâlevî yolu üzere almıştır. Bunun
    dışında, Kâdirî, Rufaî, Şazelî, Nakşibendî, İdrisî, Ticanî ve Sühreverdî
    yolları üzerinde de icazet almış,
    talebelerinin durumlarına göre tüm bu
    kollardan ders vermeye başlamıştır. Ancak esas yol Bâlevî yoludur. Dünyanın pek
    çok ülkesinde tüm bu yollardan ders verdiği talebeleri mevcuttur ve onlar da bu
    kutlu yolda Allah ve Resulullah (Aleyhisselam) aşkı ile çalışarak nefislerini bu
    yola adamışlardır. Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin ölçü olarak
    talebelerine söylediği şu sözü, İslâm tasavvufunun özünü ne güzel ifade
    etmektedir:

    “Evlatlarım, bizim yolumuz, ilim, amel, tebliğ ve zikir yoludur”

    Yine başka bir sözünde günümüz tasavvuf erbabının düştüğü duruma dikkat
    çekerek çözüm yolunu dile getirmektedir:

    ”…Allah’ın inayeti ile Dünyanın pek çok ülkesini gezip gördük,
    müslümanlarla tanıştık ve şahit olduk ki; alimlerimiz, ilim öğreniyorlar, ancak
    İslâm’ın ahlak ve nefis terbiyesi yönünden uzak kalıyorlar. Bununla birlikte
    tasavvuf ehli de evrâd-u ezkâr yoluna devam ediyor, ancak ilimden
    nasiplenmiyorlar. Bu her iki durumda da fayda kazanmaktadırlar; fakat İslâm’ın
    arzu ettiğine göre noksan içerisindedirler. Bizim yolumuz bu ikisini
    birleştirmek üzere çalışmaktır. Bu sebeple sizler, meclislerinizde edeb
    derslerinin yanına mutlaka akaid, tefsir, fıkıh, hadis ve siyer derslerini de
    yerleştiriniz ve iki pınardan da içiniz…Büyüklerimizin söylediği gibi ilimsiz
    tasavvuf zındıklıktır. Edeb ilminden nasibi olmayan âlim ise ziyandadır.”


    Eserleri

    Birçok çalışmanın yanı sıra, Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin
    ömrü birçok kıymetli eserin telifi ile geçmiştir. Eserlerinin içeriği son derece
    ilmi konularla doludur ve müslümanları Allah, peygamber ve Kur’ân sevgisine
    davet edip birlik olmaya davet etmektedir. Bununla birlikte itikadî, fıkhî ve
    ahlakî konularda ehl-i sünnetin görüşlerini Selef-i Salihîn’in dilinden tekrar
    dile getirmeye gayret etmiştir. Örnek bir davetçi gibi kendisine değil,
    İslâm’a davet etmiş, eserlerinde, kendi görüş ve düşüncelerine neredeyse hiç yer
    vermeden, selef-i salihînin görüşlerini aktarmış, ayet ve hadisleri onların
    açıklamaları ile tefsir ederek, bugün en çok ihtiyacımız olan ilmî itidâli
    sergilemiştir.
    Bu mütevazî tavır, eserlerinden herhangi birini okuyan kişiye
    gayet açık bir şekilde kendisini gösterecektir.

    Müslümanlar arasında fitne çıkartabilecek hususlarda son derece dikkatli
    davranmış, özellikle son birkaç asırda palazlanan müfrit akımlara karşı
    mücadelesini ilmî ortamda Kur’ân ve Sünnet ışığında deliller getirerek
    sürdürmüştür.

    Eserlerinde yeri geldikçe İslâm’ın kolaylık dini olduğunu ve insanların dini
    kendi kendilerine zorlaştırmamaları için temel ölçüleri tekrarlamıştır.

    Seyyid Muhammed bin Alevî Malikî hazretlerinin Allah’ın inayeti ve bereketi
    ile ve bu minvâl üzere te’lîf ettiği 100′e yakın eseri vardır. Bunların hemen
    hepsi Arapça dışında birçok dillere tercüme edilmiştir. Kendisinin Türkçe’ye
    tercüme edilmiş eserleri de vardır. Eserlerinin en önemlileri arasında şunlar
    sayılabilir:

    - Mefâhîm Yecibu en Tusahhih

    - Ebvâbu-l Ferec

    - Muhammed (Aleyhisselam) El İnsânu-l Kâmîîl

    - Huvallah

    - Ve Huve Bi-l Ufuki-l Â’lâ

    Birçok eseri halen Türkçe’ye tercüme edilmekle birlikte, şimdiye kadar
    tercümesi tamamlanmış bazı eserleri şunlardır:

    Kamil İnsan Hz Muhammed (SAV), ‘El İnsanu’l Kâmil Muhammed (SAV)’

    Akaid, ‘Huve Allah’

    Ölüye Fayda Veren Ameller, ‘Mâ Yenâlü’l Meyyit’

    Hadis Istılahında Temel Kaideler, ‘Kavâid ve Esasiyye fi İlmi Mustalaha’l
    Hadis’

    En Güzel Örnek Hz Muhammed, ‘Kudve-i Hasene’

    Cennetin Nimetlerini Hiçbir Göz Görmedi.

    Kaynak : http://www.medrese.net/

    Bir Yanıt “Seyyid Muhammed Malik el-Alawî [K.S.]”

    1. ademmekki demiş

      ….allah gani gani rahmet eylesin muhammed alevi maliki hazretlerine…ben mekkede medresesindeki o menvi atmosferi cok defalar yasadim… ve cenazesinde onu gozyaslari ve dualarla ugurladik….gercekten alemi islam onunla bir yildizini kaybetti…bizler ilim dunyasinda carpik mezhep ve gorusler karsisinda kendisinden manevi ve ilmi destek alirdik…insaallah seyyid ahmed maliki de onun yolunda devam eder rabbim bu mubarek silsileyi bizden ayirmasin ve muvaffak etsin….

    Yorum Yapın

    XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>