BEDEVİYYE
Yazan: seyyahin Haziran 15, 2007
Tarikat-i Aliye-i Bedeviyye
Hz. Seyyid Ahmed el Bedevi ( K.S)
Bismihi Teala;
Ahmed el Bedevi ( K.S)
Miladî 692 yılında Arabistan’da çıkan karışıklıklar üzerine Fas’a göç eden bir aileye mensuptur. 596′da (1200) Fas’ta doğdu. Yüzünü Afrika bedevileri gibi örttüğü için el-Bedevî, cesur ve atılgan bir genç olduğu için de el-Attab ve Ebü’l-Fityan lakaplarıyla tanındı. Küçükyaşta ailesiyle birlikte hacca gitti. Mekke’de iken babası vefat etti. Gençlik döneminde zahirî ilimlerle meşgul oldu. Kur’an-ı Kerîm’i ezberledikten sonra kıraat ilmine ilgi duydu ve Kur’an’ı kıra-at-ı seb’a üzere okumayı öğrendi. Daha sonra fıkıh tahsil etti. özellikle Şafiî fıkhında derinleşti. 1230 yılma doğru dinîruhanî hayatında birtakım değişiklikler oldu. İnsanlardan uzaklaşarak dünya kelamı etmemeye ve meramım işaretle anlatmaya başladı. Üç defa ardarda gördüğü rüya üzerine, Abdülka-dir-i Geylanî (k.s) ve Ahmed er-Rifaî (k.s)’nin kabirlerini ziyaret etmek maksadıyla, büyük kardeşi Hasan ile birlikte Irak’a gitti. Bu arada Hallac-ı Mansür (k.s), Adî b. Mü-safir (k.s) gibi meşhur süfîlerin kabirlerini de ziyaret etti. Bu ziyaretler onun ruhanî hayatım geliştirdi. İrak’tan Mısır’a döndükten sonra 634′te (1236-37) Tanta’ya yerleşti. Burada, kendisine kırk yıl hizmet edecek ve ölümünden sonra da yerine geçecek olan Abdül’al b. Fakih (k.s) ile karşılaştı. Hayatinin geri kalan kısmını Tanta’da geçirdi ve 12 Rebîülevvel 675′te (24 Ağustos 1276) burada vefat etti.
Ahmed el-Bedevi (k.s)’nin riyazet hayatının en dikkat çekici tarafı, dama çıkıp (sütüh) saatlerce hareketsiz bir şekilde, gözleri adeta iki kor parçası haline gelinceye kadar güneşe bakmasıdır. Bedeviyye tarikatının Sütühiyye olarak da anılmasının bir sebebi de budur. Kaynakların ifadesine göre, on iki yıl süren bu riyazet döneminde müridlerini nazar ve teveccüh ile terbiye etmiştir. Batılı araştırmacılar Bedevi’nin zühd hayatı ile Brahmanizm-Budizm arasında ilişki kurmaya çalışırlar. Birçok süfî gibi o da zaman zaman düşünce ve davra-nışlarından dolayı tenkit edilmiştir. Fakat muarızları olan İbn Daklku’l-îd ve İbn Lebban gibi bazı din alimlerinin daha sonra ona karşı tavırlarım değiştirdikleri görülmektedir.
Tanta’da Sultan Kayitbay devrinde Ahmed el-Bedevî adına tesis edilen ve Nizamiyye, Müstansıriyye ve Ezher medreselerinin bir örneği olan Ahmediyye Medresesi’nden Memlükler ve Osmanlılar devrinde birçok alim yetişmiştir.
Bedevi’nin tarikat silsilesi. Şeyh el-Berrî (k.s) ve Ebü Nuaym el-İsfahanî (k.s) yoluyla Ahmed er-Rifai (k.s)’ye ulaşıyorsa da onu Ebü’l-Hasan eş-Şazeli (k.s)’rnin müridi kabul edenler de vardır. Bundan dolayı Bedeviyye Şazeliyye’nin bir kolu olarak değerlendirilmiştir. Bazı kaynaklarda Ahmed el-Bedevî (k.s) ile Ahmed Yese-vî (k.s) birbirine karıştırılmaktadır. Aziz Mahmud Hüdayî(k.s) Vakıat adlı eserinde Ahmed el-Bedevi (k.s) ile Hacı Bektaş-ı Velî (k.s) arasında vuku bulan kerametlerden bahseder.
Bedevi’nin Kuzey Afrika ve özellikle Mısır’ın dinî-tasavvuf hayatında derin izleri olduğu gibi tasavvuf tarihi içinde de önemli bir yeri vardır. Tasavvuf ehli onu Abdülkadir-i Geylanî (k.s), Ahmed er-Rifaî (k.s) ve İbrahim ed-Desuki (k.s) ile birlikte “ak-tab-ı erbaa”dan biri olarak kabul eder. Bedevî (k.s) Mısır halkı tarafından aynı zamanda büyük bir kahraman ve kurtarıcı olarak tanınmış, hıristiyanların elin-den müslümanları kurtardığına inanıldığı için “mücîbü’l-üsara min biladi’n-nasârâ” lakabım almıştır. Ayrıca Bedeviyye tarikatı mensuplarının Haçlılar’a karşı verdikleri çetin mücadele de bilinmektedir.
Bedevi Tarikatı:
Ahmediyye olarak da bilinen bu tarikatın temelinde Bedevi (k.s) ‘nin fikirleri bulunmakla birlikte âdâb ve erkanının büyük bir kısmı daha sonraki asırlarda teşekkül etmiştir.
Genellikle müstakil bir tarikat olarak değerlendirilen Bedeviyye, Ahmed el-Bedevi (k.s) ‘nin mürşidlerinden Şeyh el-Berri (k.s)’nin silsilesinin Ahmed er-Rifaî (k.s)’ye ulaşması sebebiyle Rifaiyye’nin, kendisinin Ebü’l-Hasan eş-Şazelî (k.s) ile görüşmesi sebebiyle de Şazeliyye’nin bir kolu olarak da ele alınmıştır, îthafü’l-asfiya’ (s. 167) ve “ikdü’l-cevher’de (s. 20) bu tarikatı Şazeliyye’nin büyük bir kolu olarak gösteren Zebîdî, Harirîzade’nin iktibas ettiği Ref’u'n-nikab adlı risalesinde de Bedevi-Şazelî münasebetleri üzerinde durmuştur (Tibyân, l, 48b).
Tarikatın silsilesi şöyledir:
Ahmed el-Bedevî,
Abdülcelîl, Hüseyin b. Ali,
Abdül-celîl b. Abdurrahman,
Abdülmecîd el-Mağribî, Ali b. Hasan,
Abdürrezzak el-Endelüsî,
Abdülkuddüs el Mağribî,
Muhammed b. Yusuf el-Fasî,
Ahmed-i Tebriz),
Ma’rüf-i Kerhî,
Davüd et-Taî,
Habîb el-Acemî,
Hasan-ı Basrî, (Kadesallahu Esrarahum)
Hz. Ali. (R.A)
Tarikat pîrinden sonra Tanta’daki merkez dergahta postnişin olan süfiler ise şunlardır: Abdül’al b. Fakih,
Abdurrahman Ali Nüreddin,
Şemseddin Muhammed,
Şehabeddin Ahmed,
Muhammed Abdurrahman,
Abdülkerîm b. Ali, Salim,
İbrahim el-Esmer, Muhammed el-Ebyaz,
Abdülkerîm, Abdülmecîd,
Abdül’al b. Salim. (Kaddesallahu Esrarahum)
Tarikat pîrinin Vesaya’sında (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1397) özellikle üzerinde durduğu şu konular tarikatın esasları haline gelmiştir: Kur’an ve Sünnet’e bağlı kalmak, kalbî zikre devam etmek, teheccüd namazı kılmak, sıkıntılara karşı sabır ve tahammül göstermek, sözünde durmak, kötülüklere iyilikle karşılık vermek, gariplere ve misafirlere ilgi göstermek, mütevazi olmak, şeyhlere hürmet etmek, dervişliğin adabına dikkat etmek. Ahmed el-Bedevi (k.s)’ye göre zikirde esas olan kalbî zikirdir. Buna rağmen Bedeviyye’nin zikri tarihî seyir içinde cehrî, kıyamı- kuudî olarak icra edilir hale gelmiştir. Bedevî dervişleri ayin sırasında heyecanları artınca birbirlerine sarılarak zikre devam ederler. Buna “Bedevi topu” adı verilir.
Tarikata giriş merasimi şeyh ile mürid arasında cereyan eden soru ve cevaplarla başlar. “Arzu ve isteğin nedir?” sorusuna mürid adayı, “Ariflerin yoluna girmek için bana rehber olmanızı istiyorum” diye cevap verir. Şeyh, “Ben size sadece iyi şeyleri emrediyor ve kötü şeylerden sakınmanızı istiyorum” dedikten sonra adayın şu ifadeleri tekrarlamasını ve manalarım her zaman düşünmesini söyler: “Allah benimle beraberdir, Allah bana bakmaktadır, Allah bana şahittir”. Namaz ve zikirden sonra biat merasimi başlar. Bu sırada şeyh müridin baş parmağını elinin içine alır ve Feth süresinin 10-18. ayetlerini okur.
Tarikatın hizb ve evradı şöyledir: Eüzü besmele. Fatiha süresi (bir defa), Kevser süresi (on defa), İhlas süresi (on defa), Muavvizeteyn (bir defa), “ve ilahüküm ilahün vahid” (el-Bakara 2/163), Ayetü’l-kürsî, “Lillahi ma fi’s-semavati…” (el-Bakara 2/284-286), “Ya erhame’r-ranimîn…” (krş. el-A’raf 7/ 151; Yusuf 12/64), “İnnema yürîdüllahü li-yüzhibe anküm…” (el-Ahzab 33/33), “İnnallahe ve melaiketehü yüsallüne…” (el-Ahzab 33/56). Evrad, salli ve barik dualanndan sonra uzunca bir salavat-ı şerife ile son bulur. Tesbih şekli ise şöyledir: Sübhanellah. elhamdülillah, Allahü ekber (otuz üçer defa), kelime-i tevhid (bir defa), istiğfar (100 defa), salatü selam (100 defa). Bu tesbihler her farz namazdan sonra günde beş defa, bu mümkün olmazsa sabah ve yatsı na-mazlanndan sonra, o da mümkün olmazsa günde bir defa okunur. Bedeviyye’de haftanın günlerine göre de evrad ve ez-kar vardır. Pazar: Salat ve selam (elli veya 100 defa), el-hamdü lillah, Allahü ek-ber (en az 100 defa). Pazartesi: Sübbüh, kuddüs (en az 100 defa). Salı: Sübhane’l-kadîr, el-muktedir. Çarşamba: Sübhane zi’1-mülki ve’1-meleküt. Perşembe: Süb-hanellahi ve bi-hamdihî (1000 defa). Cuma: Sübhane zi’1-izzi ve’1-ceberut (100 ila 1000 defa). Cumartesi: La havle ve la kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azîm (100 defa).
Bedevi hırkası ile tarikatın alem ve sancağı kırmızıdır. Bir gün Abdül’al (k.s) bu sancağı taşıyan insanda bulunması gereken şartları mürşidine sorduğunda şu karşılığı almıştı: Yalan söylememek, fuhuştan uzak durmak, haramlardan yüz çevirmek, iffetli olmak, Allah’tan korkmak, Kur’an’ın emirlerine boyun eğmek, zikre yapışmak, tefekküre devam etmek. Bedevi dervişlerinin kullandığı taç da iki terekli olup lenger kısınma kırmızı sarık sarılır.
Bedeviyye’nin Mısır’da bugün mevcut olan kolları şunlardır: Hamudiyye, Kinasiyye, Zahidiyye, Enbabiyye, Münaviyye, Selamiyye, Fergaliyye, Saibiyye, Merazı-kıyye, Şinaviyye, Halebiyye, Sütühiyye, Beyyumiyye.
kaynak: http://cc.domaindlx.com


Temmuz 21, 2007 7:01 am
post bedevi can bedevi huu
Temmuz 22, 2007 3:12 pm
heşey çok güzel olağan üstü çalışıyorsunuz ALLAH yar ve yardımcınız olsun
Kasım 8, 2007 11:21 am
allah razi olsun kardeslerim..
bedevi tarikati hakkkinda cok az yayin var…
insallah devamini bekliyoruz.
Manisa Bedevi tekkesi Muhibbi
Sezai
hayra karsi
Mayıs 26, 2008 10:53 am
Huuuuuuu
Elinize sağlık.
Bu sitenin daha da güzelleşmesi dileğiyle.
Mayıs 26, 2008 12:55 pm
Sitenin yeni şeklini http://www.islamvetasavvuf.org adresinde bulabilirsiniz.
Haziran 21, 2008 6:42 pm
eyvallah. hak razi olsun, tafsilatli olmasa da yeterli bir kaynak olmuş. zaten sır gelmiiiş sır gider bedevilik. sırr-ı sırrullah.
cenab-i pir, kendisini anan kimseleri elbette yalniz birkamaz. muammer olasınız. baki selam,
elbedevi
mehmed burhan bağlilarindan..