MEVLEVİYYE
Yazan: seyyahin Haziran 15, 2007
TARİKAT-I ALİYYE-İ MEVLEVİYYE.
Serdâr-ı evliyâ, Hz. İmam Ali (k.v) (r.a)
Hz. Hasan el-Basrî (r.a)
Hz. Habîb-i A’cemî (k.s)
Hz. Davud et-Tâî (k.s)
Hz. Ma’rûf el-Kerhî (k.s)
Hz. Seriyyü’s-Sakatî (k.s)
Hz. Cüneyd el-Bağdâdî (k.s)
Şeyh Mimşâd ed-Dîneverî (k.s.)
Şeyh Muhammed ed-Dîneverî (k.s)
Bir tomarda, Ahmed-i Dîneverî diye muharrer gördüm.
Şeyh Muhammed el-Bekrî (k.s)
Şeyh Vecihüddin el-Kâdî (k.s)
Şeyh Ömer el-Bekrî (k s)
Şeyh Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (k.s)
Şeyh Ammâr-ı Yâsir (k.s)
Şeyh Necmeddîn-i Kübrâ (k.s)
Şeyh sultanu’l-ulemâ Muhammed Bahâüddin-i Veled (k.s)
Şeyh Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizi (k.s.)
Hz. Mevlânâ Celaleddin-i Rumî (k.s.)
Bir silsile-namede şu tertip ile gördüm:
Hz. Ali (RA)
Hz.Hüseyin(RA) İmam Zeynelâbidîn (AS)
İmam Bâkır (AS)
İmam Ca’fer es-Sâdık (AS)
İmam Musa el-Kâzım (AS)
İmam Musa (AS)
Hasan-ı Basri (k.s) Habîb-i A’cemî (k.s)
Dâvud-ı Tâî (k.s)
Ma’rûf-ı Kerhî (k.s)
HAZRET-İ MEVLÂNÂ
“Ben o yüce kişiyi nasıl tarif edeyim?
Bir Peygamber degil amma, kitabı var diyeyim..”
Misbâh-ı esrâr-ı tarikat, miftâh-ı envâr-ı hakikat, nev-şuküfte-i gül-i gülzâr-ı marifet badraka-i makâmât, âyîne-i kerâmât, sohbet-i velâyet-i “ve lâ yehâfûna levmete lâim “, rûşen-i çeşm-i hidâyet “kalbuhû leyse bi-nâim”, sâkii cezbe-i kayyûmî ve mahrem-i bâr-gâh-ı kurbî deyyûmî. Hz. Mevlânâ Efendimizin ism-i mübârekleri `Muhammed”, mahlas-ı mukaddesleri “Celâleddin”, lakab-ı ekremleri de Konya’yı teşriflerinden dolayı “Rûmî”dir.
604 sene-i hicriyesinde, şehr-i Rebiulevvel’in altıncı günü (30 Eylül 1207) Belh şehrinde dünyaya zinet-bahş olmuşlardır.
Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk (r.a.) Efendimizin sülâle-i pâkizelerinden olup, silsile-i nisbîyeleri ber-vech-i âtîdir:
Hz. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî b. Sultânü’l-Ulemâ Muhammed Bahaeddin Veled b. Hüseyin el-Hatîbî b. Ahmed el-Hatîbî b. Mahmûd b. Mevdûd b. Sâbit b. Müseyyeb b. Mazhar b. Hammâd b. Abdurrahman b. Ebî Bekr es-Sıddîk rıdvânu’llâhi aleyhim ecmaîn.
ŞEMS-İ TEBRÎZÎ HAZRETLERI
Misbâhu’1-eşbâh, miftâhu’1-ervâh, müşkil-küşa-yı erbab-ı tahkik idi. İsm-i âlîleri, Hudâdâd b. Muhammed b. Ali b. Meliki’d-dad’dır. Tebriz’li dir. Sözleri mücmel ve mufaddal olup, meşâhîr-i evliya’ullahdandır. Hz.Mevlana’nın hem müsterşid-i muhteremi, hem de mürşid-i mükerremidir.
Şemsüddin Hazretleri henüz mekteb-nişîn iken, mübarek kalbinde hüküm-fermâ olan aşk-ı ilâhî ve muhabbet-i risâlet penahi münasebetiyle kırk gün aç durmuş. Henüz gençliğinde, iktisâb-ı terbiyet ve memduhiyet ile ihraz-i şeref ve mübâhât etmiş ve kibâr-ı meşâyıhdan nice zevat ile mülakat eylemiştir. Tercüme-i hallerine dair otuz-kırk eser mütâla ettim. Cümlesi birbirine mübâyi ndır. Evâhır-ı eyyâmında siyah aba giymeyi itiyad ederek seyahat etmiştir. Esnâ-yı seyâhatta, herhangi beldeye varsalar ahali ve eali iştiraf ve istikbâl ederler ve inbisât ve itibar bulurlar idi. İbtidayı hallerinde Ebu Bekir Selebâf-ı Tebrîzî’den tevbe alıp, sonraları Hz.Rükneddin’in fukarası meyanına dahil olarak irtihalinde, Baba Kemâl-i Hucendi-(Nam-ı aileri Kübreviyye bahsinde geçti.)- Hazretleri’yle hem-sohbet ve hem-hal olmuşlar ve onlardan sülûk ve terbiye görmüşlerdir.
Okuyup yazması olmayıp, ümmî idi diyen asar da vardır.
Baba Kemâl-i Hucendî: ” Deme ki, gönül ehli gitti de gönül şehri boş kaldı, Cihan Şems-i Tebrizî ile doludur; Fakat Mevlânâ gibi er nerede? buyurmak suretiyle, müşârun ileyhimâ’nın kadirlerini i’la eylemişlerdir. (Sefine-i Evliya—Hüseyin Vessaf)
kaynak: http://cc.domaindlx.com

