Sufi ve Sufiler

Gönül Dostlarına Selam Olsun

  • Online Kütüphane

  • Kitap Tavsiyesi

  • Site İçeriğinden

  • Site Bilgisi

    Üye Sayısı : 951
    Konu Sayısı : 247
    Sayfa Sayısı : 10365
    Kitap Sayısı: 82
    E- Kitap Sayısı: 131
    Video Sayısı: 327
    Yükleme Dosyası: 421
  • Ziyaret

    • 498,465 Sayfa izlenimi
  • TAC

    Yazan: seyyahin Haziran 21, 2007

    prophets_clothes.jpg

    Peygamber (sav) Efendimize ait olduğu rivayet edilen Tac-ı Şerif

    TAC
    Serpuş,külah,asalet,güç,ihtişam ve saltanat simgesi olarak başa giyilen başlık.Tasavvufi yollarda mürşidlerce giyilen özel başlıklara da taç denir.Tasavvuf başlıkları tac-ı şerif ve fahr olarak da anılır.Kimi yollar ise taçlarına kendilerine özel isimler vermeyi yeğlerler.İlk dönemlerde mutasavvıflar ayrı bir başlık giymezlerdi.Ama sonradan,diğer insanlardan kendilerini ayırmak için,taç adı verilen başlıklar kullanmaya başladılar.Taç giyen ilk mutasavvıfın Ebu Kasım Ali el-Cürcanî (11.yy) olduğu söylenir. Ebu Kasım’ın davranışı zamanla mutasavvıflar arasında yaygınlaşarak gelenekleşti.Taçların üst kısmına kubbe, başa geçen kısmına lenger adı verilir.Ayrıca üzerine destar denen bir sarık sarılır. Yaygınlaşmasından sonra taç ve destar da hırka ile birlikte “cihaz-ı tarikat”, diğer bir deyişle mutasavvıflara özgü giysiler arasına katılmıştır.Derviş�in yola girerken çeyizlenmesi(giydirilmesi)gece vakti,akşam ile yatsı arası olurdu.Şifahi rivayetlere ve son asrın sonlarına kadar başa giyilmekte olduğu görülen tac-ı şeriflerin üzerine sarılan türlü renk ve şekillerdeki şemleler�e(derviş sarıklarına) bakılırsa;Cibril�in Risalet penah Efendimiz�e giydirdiği tac-ın destarı aslında �ahdar,ahmer,asfar,esved ve esfed�yani�nefti-koyu yeşil,yeşil,kızıl,sarı,siyah renklerinden birisi idi.Fahr-i alem Efendimiz,Mekke�nin fethinde,alemet-i sürur olarak siyah destar sarmışlardır ve kırmızı sancak kullanmışlardır.

    takke-veyselkarani.jpg

    Tac-ı şeriflerin üzerine sarılan destarların uzantısına �taylesan� denir.Uşşakiye yolunda taylesan,tıpkı Mevlevilerin kullandığı �şeker-aviz�i gibi,destarın ucudur,müstakil kuyruk değildir.Zamanla taçların biçimi,rengi değişerek farklılaşmış, tasavvufi yollarının birbirinden ayrılmasını sağlayacak bir yapı kazanmıştır.Halvetilerde ise dal, halı ve yekta adlarını taşıyan üç çeşit taç vardı.Halvetiyye yolunun Uşşakiyye kolunda,edeb tacı nefti yani koyu yeşil çuha pamuklu ve ondört dilimlidir.Bu tacın ondört dilimli olmasının işaretlerinden biri �Muhammed,Ali,Hasan,Hüseyin Efendilerimizin yüce isimlerinin harfleri toplamı ondörttür.Uşşakiyemürşidlerinin tacı da nefti,düğmesi beyaz renkte ve yassı olur.Destarı yeşildir.Uşşakiye�den Salahi Efendi�nin Cevahir-i Tac Risalesi�nde anlatıldığına göre tacın koyu yeşil rengi,kurb-i fenaya ve insanların kullandığı zümrüt tacına delalet eder.Hazret-i Şeyh-i Ekber(kuddise sirruh) buyurur ki:�Zümrüt taşı,arifin kalbine indirilen Hak vergisi bir kuvvetten ibarettir ki,şeytan o arife rastladığında,onun kendi mülahazasından şaşkın ve dehşete düşmüş olur.Hasseten zümrüt,yılanın gözüne benzetildiği gibi,arif-i billah olan eve yılanın girmeye cesaret edemediği müşahade edilen bir gerçektir.�Ayrıca tacda olan düğme,vücud dairesinin merkezi olan ahadiyet noktasından ibaret ve ahadiyet mertebesine kinayedir.Düğmenin beyaz olması,�Fena fillah�tan sonra,�Baka billah�a,yani mahvdan sahva ve sekrden sonra aklın yerine geldiğine delalet eder.Sikke adı verilen Mevlevî tacı düz, tek parça bal rengi ya da beyaz, tepeye doğru darlaşan, dilimsiz, bir karış dört parmak uzunluğunda, iki katlı bir keçeden yapılırdı. Mevlevî mürşidlerinden seyyid olanlar bu taç üzerine yeşil, diğer mürşidler beyaz, halifeler ise siyaha yakın koyulukta mor destar (sarık) sararlardı. Mevlana soyundan gelen Çelebiler destarı, alttan sikkeyi tam kapatacak biçimde, diğer mürşidler ise altta bir parmak kalacak biçimde sararlardı. Müridler ise Dal-Sikke denilen çıplak sikke giyinirlerdi.Bektaşilerin taçları beyaz keçeden, bir karış uzunluğunda, tepeye doğru darlaşan, kubbesi Oniki İmam’ı simgelemek üzere oniki, lengeri dört kapıya işaret olmak üzere dilimlidir (terek). Tepede “düğme” ve “mühür” denilen baş parmak tırnağı büyüklüğünde, üzeri iplikle işlenerek dikilen bir keçe parçası vardır.Dilimler ayrı ayrıdır ve içten dikildikten sonra dıştan küçük düz dikişlerle işlenerek pekiştirilir. Bu taca “Tac-ı Hüseynî” ve “Tac-ı Celâlî” denir. Tepesinde düğme bulunmayan ve dilimleri dıştan dikişli olmayan, kubbesi oniki, lengeri dört dilimli taca da “Tac-ı Kalenderî” adı verilir. Beştaşilerde taca yalnız babalar destar sarabilirdi. Muhibler ise yalnız Dal-Tac denilen destarsız tac giyerlerdi .Rifâiye, Kadiriye, Bedevîye ve Sa’dîye tacları da oniki dilimliydi. Fakat bunların lenger kısımları düz ve dikişsizdi. Rifâîler bu dikişsiz yere siyah, Kadirîler yeşil, Bedevîler kırmızı, Sa’dîler beyaz destar sararlardı. Şazililerin tacları dilimsizdi ve üzerine beyaz sarık sarılırdı. Kadirilerin ayrıca üst tarafı sivri, üzeri nakışlarla süslenmiş, altı koyun yünüyle çevrelenmiş bir tacları daha vardı. Bu taca Müjganlı Tac (Kirpikli Tac) derlerdi. Tasavvufi yollarda taç, “tekbirleme” denilen özel tören ve dualarla giydirilirdi. Mevlevilik ve Bektaşilik dışındaki yollarda müridler taç giyemezler, arkıye (arakiye) denilen terlikler giyinirlerdi. Arkıye de taç gibi tekbirlenerek giydirilirdi.Gelenekleştikten sonra, mutasavvıflar taca büyük önem vermeye başladılar ve önemini göstermek üzere kimi rivâyetler yaymaya başladılar. Buna göre Hz. Âdem Cennet’te iken taç giyinmiştir; yeryüzüne inince de Hz. Cebrail başını tıraş etmiş, taç giydirmiştir. Diğer peygamberlere de gökten özel taçlar inmiştir. Mutasavvıflar tacın önem ve özelliklerini anlatmak üzere özel kitaplar yazmışlardı.Saadet tacına ,edeb tacı da denir.

    tac-image003-01.jpg

    Büyük peygamberlerin ve mensup oldukları tarikatları belirtmek için mürşidlerin başlarına giydikleri tacların çeşitlerini belirten eserler içinde gördüklerimiz şunlardır:1:Kadiriyye yolundan Eşrefzade Abdullah er-Rumi Hazretlerinin Tac ve Hırka Risalesi,2:Halvetiyye yolundan Nizamoğlu Seyyid Seyfullah Efendi�nin Tac Risalesi,3:Şa�ban-ı Veli halifelerinden Şeyh Mahmud Efendi�nin Tac Risalesi,4:Kadiriyye yolundan Aliyyyü�l-Vahidi Hazretlerinin halifesi Derviş İbrahim el-Eşrefi�nin Gülabad Risalesi,5:Uşşakiyye yolundan Salahaddin-i Uşşaki�nin Risale-i Cevahir-i Tac-ı Hilafet,6:Müstakimzade Ebu�l-Mevahib Süleyman Sa�deddin Efendi�nin Tac ve Gül Risalesi,7:Rufaiyye yolundan Sabit Efendi�nin Tac-ı Mühr-i Gül ve Kisve ve Cehz-i Dervişan Risalesi.Ayrıca tacı şerif ve sarık yani destarla alakalı Risalet Penah Efendimiz(S.A.V)�den sudur etmiş olan hadisi şerifler şunlardır;Ebu’l-Müleyh babası radıyallahu anh’tan anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Sarık sarın da hilminiz ziyadeleşsin!” buyurdular.” Hadis, Teysîr’de Ebu Dâvud’a nisbet edilmiş ise de, onda mevcut değildir. Camiu’s-Sağîr’de mevcuttur (1, 555).İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm başına sarık sardığı zaman, ucunu iki omuzu arasından sarkıtırdı.”Tirmizî, Libâs 12, (1736).Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bana bir sarık sardı, onu önümden ve arkamdan birkaç parmak sarkıttı.”Ebu Dâvud, Libâs 24, (4079).

    KAYNAK: www.ussaki.net

    Yorum Yapın

    XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>