Sufi ve Sufiler

Gönül Dostlarına Selam Olsun

  • Online Kütüphane

  • Kitap Tavsiyesi

  • Site İçeriğinden

  • Site Bilgisi

    Üye Sayısı : 951
    Konu Sayısı : 247
    Sayfa Sayısı : 10365
    Kitap Sayısı: 82
    E- Kitap Sayısı: 131
    Video Sayısı: 327
    Yükleme Dosyası: 421
  • Ziyaret

    • 1,104,916 Sayfa izlenimi
  • Şatahat Hakkında Görüşler

    Posted by seyyahin Temmuz 3, 2007

    HAFTALIK TEFEKKÜR ÇALIŞMASI

    Bakkal misin teraziyi neylersin
    İşin gücün yoktur gönül eğlersin
    Kulun günahını tartıp neylersin
    Geçiver suçundan bundan sana ne

    Kaygusuz Abdal

    Sırat kıldan incedir
    Kılıçtan keskincedir
    Varıp anın üstüne
    Evler yapasım gelir

    Yunus Emre

    Kah giderim meyhaneye dem çekerim aşk için
    Kah giderim medreseye ders okurum kime ne?
    Sofular haram demiş aşkımın şarabına
    Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne?

    Nesimi

    Gözünü aç daha meydan var iken,
    Dizginin canbaz elinde Neyzen!
    Girmedim ya kapisindan baktim,
    Cennet’i at pazari sandim ben.

    Neyzen Tevfik

    Yukarıdaki şiirlerde insana “Tövbe Estağfirullah” dedirten sözler okudunuz!..Alaycı,uçuk ve manevi sarhoşluk halindeki bu sözlere ŞATAHAT deniyor…ESRİME de tabir edilen Şatahat halinde;bu sözleri sarf eden veliler sorumlu mudur?

    Şatahat,esrime,manevi sarhoşluk halini nasıl anlayalım…Bu konuda neler söylersiniz?

    Not: Şatahat ve Esrime kavramları arama motorlarından taranabilir..Nakil değil,sizde oluşan fikir nedir onu arz ediyoruz…

    Kolay gelsin..Süre vermiyoruz, gayret edenlerden açıklamalar bekliyoruz.

    Selam ve Dualarımızla

    HAFTALIK TEFEKKÜR (ŞATAHAT )HAKKINDA GÖRÜŞLER:

    S.AKAY

    Anlayışımız kadarı ile. .bu konuşmalar öncelikle kişileri bağlamakta.Bu düzende yani belli bir amaça yönelik bir bütünsellik içeriyorsa bu sistem ve düzen belli kurallara uyum gerekiyor.Bu zatların yakin hallerinde bu ifadelerin nizam içinde tabi ki yerleri vardır..ne var ki ölçüyü kaçırmamak kaydı ile..toplumsal içinde her türlü zihniyetin açık olduğu ortamlarda biraz sakınmak gerekiyor diye düşünüyorum.

    Ö.ÖZER

    Bakkal mısın teraziyi neylresin/işin gücün yoktur gönül eğlersin./kulun günahını tartıp neylersin/geçiver suçundan bundan sanane //K ABDAL

    Kendini kendi aynasından seyrine uzak düşmüş ve kaydececeklerini göze almış ahmak ehline küçük bir serzeniş Kaygusuzun ki.. Sen seni bil anca sen seni tart kendi terazinde kendini tart ki önce yüklerini görebil ve bunlardan vakit kaybetmeden silkelen bu senin gerçek meşgalen olmalı yok eğer tartıya çıkma cesaretin yoksa yükünün altında kendi kendini bırakma.. ÖZüne dön uyarısı ÖZünden ayrı düşmeden tartıda hileyi arka edebilen hakikati ES geçmeyen terazi kefesine kendini önce yatırabilen ilgisi bilgisi öncelikle ÖZÜne kendi seyrine çevrili ve etrafındaki insanları bu bakışla görmeye duymaya anlamaya geyretini yönelt bilincini uyandırma dörtlükte.

    E.ACIGÜL

    Şatahat veya esrime kelimeleri bana beyin fırtınası sözcüklerini anımsatıyor…

    Belli bir istidat ve kaabiliyet sahibi kimse, bu tarz anlayışına ve görgüsüne ters düşen kelimeler duyduğunda, bir anda, “olur mu öyle şey canım?!” türünden bir tepki veriyor!

    İlk anda verilen bu tepki, eğer yeterli açılım sağlanabilmişse, kişiyi, günümüzde “beyin fırtınası” denilen derin bir tefekkür haline sokuyor. Daha sonra bu kimse yeni hallerin tecellisi ya da diğer manasıyla yeni açılımlar içerisine giriyor.

    Deyimi yerindeyse hakikati idrak yoluna farkında olmasa bile girişmiş oluyor.

    Bu hal tıpkı Cebrail’in sıkmasını anımsatıyor. IKRA emrinin sırrını yaşatıyor.

    Bu sıkma hali kişinin bugüne kadar alışagelmiş olduğu, duyduğu, gördüğü,
    bilinç altına yerleşen tüm yabani otların sökülmesi halini getiriyor.

    Kişi haliyle sıkıntı ve derin-kapsamlı düşünce halini yaşıyor.

    Bilimsel açıdan bakarsak, alışılagelmiş bir olayın dışına çıkıldığında beyin
    bir irade gücü açığa çıkardığından yeni açılımlara kavuşuyor! Yine bu açıdan şatahat kelimesine göz atarsak sanki elektrik kıvılcımlarını anımsatıyor.

    Bir anda açığa çıkma hali, yeni bir boyut, düşünceye yöneliş halini anımsatıyor…
    En nihayetinde bu sözleri duymak bile her kula nasib olmaz. Duyanın bir kulağından girip diğerinden çıkabilir de…Rabbime sonsuz şükürler olsun biz aciz kullarını böyle güzel sözlere layık gördüğü için…

    F.DURMUŞ

    Insan satahat halindeyken de soyledigi her sozden sorumlu oluyor cunku cevresinde onu anlamayanlar o hallere yabanci olanlar tarafindan kinanarak ( en azindan) bu sorumlulugu yasamis oluyor. Bu siirleri okuyan bir takim zahir ehlinin de o an gosterecekleri tepkiler dahi bu siirleri soyleyenlerin halen sorumlu olduklarinin gostergesi. Ama ben dusunuyorum ki bu dunya da insan aldigi her nefesten dahi sorumluyken sorumluluk dairesinin disina cikmasi ne mumkun?

    Burasi dunya cunku :) Resuller dahi bu dairenin disina cikmamisken ustelik.Bu dunyada olan hersey ahirimizi de etkiliyorsa, ki etkiliyor, bu durumda sorumludurlar. Zaten ben inaniyorum ki soylenen her soz susmanin mumkun olmadigindandir. Ve her sessizlik de konusmanin muhal olmasindan.

    P.CAĞALOĞLU

    Bu sözleri sarfedenlerin sorumluluğu bakış açısına göre değişir. Olaya kendi nefsi benliğimiz ve şartlanmalarımıza göre bakarsak bu sözlerin dine aykırı küfür içeren sözlerden olduğunu düşünebiliriz.

    Nitekim tarihteki tasavvufi meşhur hadiselerden Hallac’ı Mansur vakasında söylediği “Enel Hak” tabiri bu bakış açısından değerlendirilmiş ve katline hüküm verilmiştir.

    Velilerin Bakış açısından bakarsak. Evliyaların büyükleri bu söz ve tabirlerin makamlar ve oluşan haller çerçevesince söylenen sözler olduklarını beyan etmektedirler. Evet bir kişi manevi bir mürebbinin terbiyesi altında ise bu mürebbi salikin bu yollardan tehlikeleri atlatarak geçmesi için gerekli manevi tedbirleri gösteriyor.

    İbn-i Arabi Hazretleri kendisinde vecd hali oluşup geçtikten sonra ibadetlerini yerine getirip getirmediğini soruyor ve ibadetlerine devam ettiğini öğrendiğinde bu halin şeytan’dan değil Allah’tan olduğunu anlıyor. Buradan bir velinin sorumluğunun olmamasının böyle haller r yaşamasının sözler söylemesinin kulluğunu devam ettirmesinin ve Hak Teala’nın müsadesi ve izniyle olduğunu anlıyoruz.

    Tevhid’i efal açısından bakarsak. İradeyi Cüzi’ye İradeyi Külliye’ye bağlıdır. Bunu idrak etmiş bir veli bu sözlerin gerçek faili’nin Allah olduğunu bilir ve bu açıdan sorumluğu yoktur.

    Şatahat veya Esrime kavramına gelince sözlük anlamı itibariyle vecd ve cezbe halinde söylenen sözler manasına gelmektedir. Peygamber efendimizin Allah’ı öyle çok zikredin ki sizi gören deli sansın sözünün bir velide yansıması olarak Allah’ı o kadar çok düşünüp hatırlayıp her an onla ve şeksiz ve şemalsiz ondan olduğunun idrakine vararak özünde bulduğunu sözünde yansıtmasıdır.

    S.EKİM

    Şatahatı, ayrı ayrı var kabul edilen tüm birimlerin hakikatte tek ve aynı şey olduğunu ve bu vehmi olarak var kabul edilen birimlerde oluşan her fiilin ve düşüncenin Teke ait olduğunu ayrı ayrı bir varlıklarının asla olmadığını kendisinin de hakikatte asla varolmadığını hangi isim altında isimlenirse isimlensin bunun değişmediği ve cennet,cehennem,günah,sevap vb.isimler ile işaret edilenin gerçeğini yaşayan Veli ismi ile isimlenenin bu hakikat karşısında halinin,yaşadığı gerçeğin gereği dile dökülenler olduğunu .Yaşanılıp hissedilen bu boyut itabiri ilede “Dilediğini yapar,yaptığından sual olunmaz.”hükmünün geçerli olduğunu düşünüyorum.

    Fakat Sünetullah gereği olarak tüm boyutların aynı anda var olup ve her boyutun kendi kurallarınin geçerli olduğunu anımsayarak Velinin kesret boyutunda kendisinden açığa çıkan bu gerçekler ile sorumlu tutularak berdar edildiğini ,zira yaşananların asla sünetullaha ters olamayacığını düşündüğümden Hallac-ı Mansur,Nesimi, Beyazidi Bestami Hazretlerine olanlarında bu sünetullah gereği olduğu zannediyorum.

    M.GOL

    Kaygusuz Abdal’in siiri ile ilgili gorusum: Bu dortlukte,baskalarinin ne yaptigini veya yapmadigini yargilamak kimsenin haddi olmadiginin alti ciziliyor ve gercekte sadece Murid olan Allah’in irade ettiklerinin;kullarindan ortaya ciktigi vurgulanmaya calisiliyor kanaatimce.

    Yunus Emre’nin siiri ile ilgili gorusum Sirat’i gecmenin,dunya hayatinda yapilan calismalarin getirisi (sevap veya gunah) ile kolay veya zor olabilecegi anlatilmaya calisiliyor kanaatimce.
    Nesimi’nin siiri ile ilgili gorusum: Nesimi’nin ‘dem cekme ‘ tabirinden bela cekmeyi anliyorum.Dolayisiyla kendi basina gelen belalari kendi yaptiklari ile onceden hazirlandigini bildiginden ,bu belalari yasamasi onu rahatsiz etmiyor.Sofular-taklid ehlinin, Nesimi’nin yasadiklarini kavramasinin mumkun olmadigi sair tarafindan vurgulanmak isteniyor kanaatindeyim.

    Mehmet Doğramacı
    milenyumdervisi@hotmail.com

    About these ads

    Bir Cevap Yazın

    Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

    WordPress.com Logosu

    WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

    Twitter resmi

    Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

    Facebook fotoğrafı

    Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

    Google+ fotoğrafı

    Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

    Connecting to %s

     
    Takip Et

    Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

    Diğer 29 takipçiye katılın

    %d blogcu bunu beğendi: