HACI MUHAMMED SÂMÎ EFENDİ
Yazan: seyyahin Temmuz 22, 2007
HACI MUHAMMED SÂMÎ EFENDİ
Son asırda Anadolu’da yetişmiş velîlerden. Pîrî Sâmî diye de bilinir. Babası Erzincan’ın meşhûr Kırtıloğulları sülâlesinden İbrâhim Efendidir. 1848 (h. 1264) senesinde Erzincan’da doğdu. 1912 (H. 1330) senesinde Erzincan’da vefât etti. Kabri eski Erzincan’da Terzi Baba Mezarlığına giden yol üzerindeki dergâhının bulunduğu Akmezarlık’tadır.
Erzincan’ın Selüke köyünde dünyâya gelen Muhammed Sâmî Efendi, ilk tahsîlini köyünde yaptı. Köy hocasından Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Erzincan’ın “Eski Hükûmet” tâbir edilen medresesinde Arapça ve Farsça öğrendi. İlim tahsîlini devâm ettirmek üzere İstanbul’a geldi. Fâtih Medresesinde aklî ve naklî ilimleri öğrendi.
Buradaki tahsîlini tamamladıktan sonra, müderrislik icâzetnâmesi, diploması alarak Erzincan’a döndü. Bugünkü adıyla Karakaya olan Keleriç köyü câmiinde imâmlık ve hatiplik vazîfesine başladı. Kâdiriyye yolu mensuplarından Şeyh Abdurrahmân Efendinin ve Nakşibendiyye mensuplarından Hacı Mustafa Fehmi Erzincânî’nin sohbetlerinde bulundu.
Zaman zaman Erzincan’a giderek Câmi-i Kebirde yaptığı vâz ve nasîhatlarıyla insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı. Birkaç yıl sonra Hınıs Rüşdiyesine muallim ve daha sonra Erzurum Rüşdiyesine muallim-i evvel tâyin edildi. Bu vazîfede dört yıl kadar kalıp talebe yetiştirdi.
Erzurum’da bulunduğu sırada PTT müdürlerinden İsmâil Efendi adında birisiyle tanıştı. İsmâil Efendi, Bitlis’in Nurşin köyünde bulunan büyük velî Abdurrahmân-ı Tâgî (Tâhî) hazretlerinin büyüklüğünü ona anlattı. İsmâil Efendi ile birlikte, hocası olan bu büyük zâtı ziyârete gittiler. Hacı Sâmî Efendi birkaç gün Abdurrahmân-ı Tâgî hazretlerinin sohbetinde bulundu. Onun büyük bir velî olduğunu görerek, talebe olmaya karar verdi.
Bir gün sohbetten sonra, o zâtın elini öperek; “Efendim, kabûl buyurursanız memuriyetten istifâ edip, hizmetinizde bulunmak istiyorum.” dedi. Şeyh Abdurrahmân Efendi, ona âilevî durumunu ve borcu olup olmadığını sorduktan sonra; “Senin biraz borcun varmış. Bir yıl daha çalışarak borçlarını öde; anne ve babandan müsâde aldıktan sonra buraya gel.” diye emretti. Bunun üzerine, Erzurum’daki vazîfesine geri döndü ve bir yıl daha çalışarak borçlarını ödedi. Erzincan’da bulunan babası, annesi ve âliesinden izin alarak, vazîfesinden istifâ edip, Şeyh Abdurrahmân Efendinin hizmetinde bulunmak üzere Nurşin’e gitti.
Şeyh Abdurrahmân Efendinin tekkesindeki talebelerle birlikte iki yıl kadar tasavvuf ilmini tahsîl etti. Abdurrahmân Efendi, sohbetlerini Arapça ve Kürtçe yapıyordu. Hacı Sâmî Efendi, hocasının ilminden istifâde etmek, sohbetlerinden bereketlenmek için orada bulunduğu sırada Kürtçe öğrendi. Türkçe, Arapça ve Farsçanın yanında, Kürtçeyi de ana dili gibi konuşur oldu. İki yıl sonunda kendisine icâzet, diploma verilerek; insanlara İslâmiyeti öğretmek, doğru yolu göstermeki çin memleketi Erzincan’a gönderildi.
Hacı Sâmî Efendinin iki yıl gibi kısa bir zamanda icâzet alıp halîfe oluşu, tekke içinde hizmette bulunan diğer talebeler arasında bir takım dedikodulara sebeb oldu. Uzun zamandır orada bulunup, icâzet alamayan talebeler vardı. Bu durum hocalarına bildirilince; “Hacı Sâmî Efendinin hocaları, lambasının şişesine gazını koymuş, fitilini takmış, bize yalnızca bir kibrit çakmak vazîfesi kalmıştı. Biz de onu yaptık.” buyurdu.
Hocasının elini öpüp, duâsını aldıktan osnra Erzincan’a gelen Hacı Sâmî Efendi, önceden imâmlık yaptığı Keleriç köyüne gitti. Orada eski talebesi Beşir Efendi ile birlikte on kişi hizmetine girdi. bir müddet kendi köyü Selüke’ye gelerek altı ay kadar kaldı ve kışı orada geçirdi.
Sonra babasından izin alarak Erzincan’a gitti. Selüke köyündeki bir kısım mal varlığını satarak Erzincan şehir kıyısında daha sonra Mecidiye-yi kebîr adı verilen bir mahallede, Keçioğullarından altmış dönümlük bir tarla satın aldı. Bu tarla üzerine kendisi için bir mesken ve bitişiğine de gelen misâfirlerin kalması için iki katlı bir bina, evlerin yanına bir de câmi yaptırdı. Hacı Sâmî Efendi, işte bu binada hocasının emir buyurduğu şekilde insanları terbiye etmeye başladı. Allahü teâlânın dînini insanlara öğretti. Yanlış yollara gitmelerine mâni oldu.
Az zamani çinde, sözünden, sohbetinden, hal ve hareketlerinden lezzet alan halk, akın akın gelerek ona bğlanıp istifâde ettiler.
Hacı Sâmî Efendi geriye Nusreddîn, Fahreddîn, Şeyhaddîn, Selâhaddîn, Eşref ve Hacıbayram adında altı erkek; Hâlise ve Muhlise adında iki kız bırakarak 1912 (H. 1330) senesinde kurban bayramı akşamı vefât etti.
Eski Erzincan’da Terzi Baba Mezarlığına giden yol üzerindeki câmiinin ve dergâhının bulunduğu Akmezarlık diye bilinen yerde defnedildi.
Câmi ve dergâhının çevresinde ağaç yetiştirmiş, bunların gelirleriyle câminin, dergâhın ve diğer kısımların ihtiyâcı için dört takım ev, ayrıca çeşitli yerlerde sekiz-dokuz değirmen yaptırmıştır. Dergâhının bulunudğu yerde bugün kendi kabri blunmaktadır. 1939 yılındaki büyük depremde câmii, dergâhı ve üç bine yakın kitabı olan kütüphânesi harâb olmuştur.
Talebelerinden bâzıları Hahlı Hacı Abdurrahmân Efendi, Kelkitli Hacı Ali Efendi, Refâhiye’nin Hanzar köyünden Hacı Hasan Efendi, Hacı Hoca Mehmet Efendi ve Beşîr Efendilerdir. Kendisinden sonra vazîfesini Beşîr Efendi devâm ettirmiştir.
KALP KIRMAYIN
Bir sohbeti sırasında buyurdu ki:
“Kimsenin kalbini kırmayınız. Herkese hürmetle muâmele ediniz. Zîrâ karşınızdaki bir velî olabilir. Böylece onların nazarına, himmetine kavuşursunuz. “Evliyânın nazarı ve bakışı kimyâdır.” denilmiştir. Eğer onu bunu incitmeyi huy ve tabiat edinirseniz bir gün bilmeden Allahü teâlânın sevdiklerinden birinin kalbini kırar, üzersiniz de, sonar perişân olursunuz. Nitekim hedîs-i kudsîde; “Ben kalpleri kırık olanların yanındayım.” buyruldu. Bunun için “Her gördüğünü Hızır bil!” demişlerdir.
Peygamber efendimiz; “Cemâatte rahmet vardır.” buyurdu. Cemâatten birinin duâsı, dileği kabûl olursa cemâatin hepsinin birden duâsı kabûl olur. Cemâatle namaz kılmanın hikmeti budur.


serdar. demiş
Naksibendi Tarikati Halidi Kolu Erzincan Subesi .
Pir-i Sami Hz (K.S)
Besir Erzincani Hz (K.S)
Dede Pasa Bayburdi Hz K.S)
Seyyid Abdurrahim Reyhan Erzincani Hz (K.S)
Seyyid Hüseyin Avni Reyhan Erzincani Hz.i Su An Görevi Devam Ettiriyor.
reyhani 41 demiş
Çok şükür nihayetsiz şükür rabbimizin bize verdiği en büyük nimet şüphesizki odur.ELHAMDÜLİLLAH
girgey demiş
‘Kutbul Zaman Gavsul Azam’ Zahir Ve Batin Müceddid’ tırnak içinde yazdığınıza göre size ait değil bu söz. peki kime ait. çünkü evliya hayatta iken makamını mevkisini bilip ifşa edebilmek için hem yetkili bir ağız hem de büyük bir zat olsa gerek.
enes demiş
beşir efendi hazretleri de dünyasını değiştirirken zahiren halife bırakmıyor ama müridan biliyorki paşa hazretleri bu göreve gelecek halife olmak isteyenlere izin vermiyorlar ve 8 yıl sonra paşa hazretleri ders vermeye başlıyor (büyüklerimizden duyduğuma göre bu üveysiliğe işaret oluyormuş) paşa hazretleri abdurrahim reyhan hazretlerine zahiren görevi veriyor hatta hayatta iken teveccühte yaptırıyor gülden bülbüllere 4 te şöyle bi kelam var “Bir de velilerin nebilerin kırk yaşında baliğ olmaları var. onlara nübüvvet 40 yaşında gelmiş. velilere de 40 yaşında velayet verilmiş 40 yaşından evvel olmuyor,olmaz.” acizane ben bu kelamın bir işaret olduğunu düşünüyorum. efendim bi iki şey hakkında acizane bi kaç şey daha diyeceğim dede paşa hazretlerinin öle bi kelam söylediği söleniyor doğruda olabilir yalnız bu o makamın yüzyıl boyunca muallakta kalacağı manasına gelmez ayrıca paşa hazretlerinin dervişlerinden dinlediğime göre paşa hazretleri o zamanın velileri ile görüştüğü zaman hepsine benzeri iltifatlarda bulunurmuş tevazudan. AR hazretleri bu konuda şöyle buyuruyor her mürid kendi meşayihini gavs bilecek ama bunun delilleri vardır diyor yani herkes muhabbetle sarılacak elbette arif olanlar o delilleri görüp gerçeği bilirler. hayatta iken makam mevkisini bilip ifşa etmesi gibi bişey denmiş HAR hazretleri tabiî ki ben şuyum buyum demez o kelamlar ariflerin delillerinden aşıkların gönüllerinden çıkıp gelir.
enes demiş
dede paşa hazretleri öle bi kelam sölemiş bile olsa onu nasıl bir ortamda sölediğini bilmiyoruz belki bir kısım nurcu ziyaretine geldi onların said nursiye olan muhabbeti artsın die söledi biliyorsunuz bi ara said nursinin zaman tarikat zamanı değildir sözünden dolayı bi soğukluk varmış sevgili kardeşim diyorsuniz ki HAR hazretlerinin gelmesi lazım değil mi hem de AR sondu galiba kardeşim anlaşılan kafan biraz karışık ama acizane tavsiyem makamlarla ilgilenme sen kendi şeyhini büyük bil paşa hazretleri buyurmuş ki ben sizin dediğiniz insan isem beni öldükten sonra görürüsünüz, anlarsınız öldükten sonra ve öbür alemde beni o zaman göreceksiniz öbür alemde anlayacaksınız bileceksiniz. nimetimize ne kadar şükretsek azdir piri sami hazretleri gavs kutub beşir efendi hazretlerine 3 makam birden verilmiş gavsul azam kutbul aktab kutbuz zaman dede paşa hazretleri ve AR hazretleri zamanın en büyük velileri kardeşim sen teslim ol gönlünde muhalefet besleme rabıtanda yine AR hazretlerine yönel ama şunu unutma büyük evliyalar büyük halife bırakır ve aslanın oğlu aslandır. telim ol hak dostuna düşen toprak gibi çiğnerse de ses etme sakin ol toprak gibi,,,
FARUK demiş
Bu ne ayrılıktır bu ne iftirak Benlik iradesin elinden bırak Her neye bakarsan hak gözüyle bak Gör neler var bu ekvandan içeru [s.baba.122]
Serdar Bayburdi demiş
Derunun derdine dermani Bul sen
Pir-i’AVNI’gibi sultani bul sen
Gecip bu benliginden fani ol sen
Yakindir bil birader vakt-i esrat
ali mavili demiş
ismim ali mavili bugün saat 11 sıralarında ankaranın bir köyünde avni reyhan hoca hz. vaazini uzaktan duymasına nail oldum gerçekten kendi şahsıma çok etkilendim. oysa ben alkol kullanmakta gece hayatı olan biriyim sadece sesini duymaktaki ilham odağını anlamış değilim ama sadece sesini duymak gerçekten bana huzur verdi oysa yanında olsaydım .ona bir adım daha yaklaşmak ondan helallik almak isterdim olmadı . inşallah başka bir zamana. allaha emanet olun
dowar demiş
kARdeslerım neden boyle seylerı tARtısıyorsunuz?
ayrıca boyle seylerı tARtısmak paylasmak ıcın ınternetten daha guzel yerler wAR
herkesın ımanı kendıne bukdAR dıllde dolastırtırmak hasa ama seyhınız adını alcaltır dılde deıl gonulde barındırınız lutfen saygılar….
by dowAR
ergin demiş
selamün aleyküm tüm müslüman kardeşlerimin bayramı mübarek olsun
HACI MAHMUT demiş
tüm ihvan kardeslerimizin bayramani kutlarim enicten dileklerimle
sekizinciadem demiş
Rahman ve Rahiym olan Allah adıyla
Hamd alemlerin Rabb’ına,salat ve selam seçtikleri,sevdikleri,sevenlerine
Mevlana Celaledin-i Rumi Hz.lerini ikaz eden Şemsi Tebrizi (Tebrizli Güneş) Hzlerinin kendisini irşat için geldiğinde yönelttiği bir sual “ilmin seni senden kurtarmıyorsa neye yarar” Alem Şemsi Tebrizi Hz.leri ile dolu Celaleddin gibi talib nerede? Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaddin Hz.leri yanına gelenlere şöyle buyuruyor “Bizim yanımıza gelip gitmekle dışardaki yaşantınızda olumlu yönde bir değişiklik oluyorsa gelip gitmeye devam ediniz.Yok olmuyor sa boşa zahmet çekmeyiniz.Gidiniz sizde bu değişikliği meydana getirecek zatı arayınız”
HeyyHakkkk.Nasıl bir zaman kaldık.Mürşitleri müritler tayin ediyor.
Tasavvuf tasarruftur.Seni hiç bir yanlıştan,kötülükten alıkoymuyor,”emri bil maruf,nehyi anil münker” Allah’ın yasaklarından uzak tutup,emirlerine sarıldılmıyor sa zan da kutbul aktab olsa ne yazar.
Evliyaullah Allah’ı hatırlatır.Ne garib ki nefsani arzu isteklerin yerine getirilmesine himmet denilir olmuş.Himmet bir çirkin huyun,bir güzel huyla yer değişmesidir.Çünki din güzel ahlaktır.
Efendiler.Din nasihattır.Din nasihattır.Din nasihattır.
Yaratılmışların en üstünü “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.İki şeyle emrolundum.Allah’a itaat.Mahlukata şefkat (merhamet)”
Tasavvuf ne hale geldi Ya Rabbi.Tamamı edeb olan tasavvuf edebsizlerin istilasına uğradı.Eskiden dergah-ı şeriflerin girişinde “edeb ya hu” yazarmış.
O temiz isimleri zikredebilmek için temiz ağız lazımdır.
Onların çoğu seyyid (evlad-ı resül) dir.
Allah için nefsinin bir tek arzu ve isteğinden geçebildinse sen tarikat (yol) dasın.
Yoksa benim Şeyhim kutbul aktab de dur.
O’na layık halde değilsen O’ndan bahsetme.Allah kazibleri (yalancıları) sevmez.
Allah’ın reklama,tellala ihtiyacı yoktur.
Şeriat,Tarikat yoldur varana
Hakikat,Marifet andan içerü….
ayhabi demiş
rabbime şükürler olsun bu günlere efendime bağlandığım o güne şükür nihayetsiz şükür rabbimin efendimin mübarek eliyle lütfettiklerini ne dilim yeter anlatmaya nede diğer donanımlarım ama çok mutluyum o nedenle biliyorumki rabbim bu kapıya rahmetini yağdırıyor efendimin eliyle bu rahmetten payımızı alamayı ALLAH cc nasip etsin
memat demiş
selamün aleyküm
HAR DEMEKDE NE VAR
Bize hu cu diyorlar har dememde ne var
Yanmış gönüller har demişiz bunda ne var
Olmuşuz kapısında köle
Bu kelam sade dilimde
Har demişim bunda ne var
Yananları bir yere toplamış
Bak bak yan demiş
Har demişiz bunda ne var
Kiminin iş yeri olmuş
Kiminin gönlüne yazılmış
Benim dilime düşmüş
Har demişiz bunda ne var
Ali demişler cem etmişler
Hüseyin demişler su içmemişler
Biz har demişiz bunda ne var
Hz Ömer anam babam feda olsun demiş
Biz har demişiz bunda ne var
Gideceğimiz yol ırak
Tuttu isek elinden üç aylık yolda ne var
Har demişim bunda ne var
murat demiş
arkadaslar abdurrahım reyhan hazretlerınden sonra devam eden mubarek hüseyin avni reyhan hazretlerı hangı ılımızde bılgılendırırsenız sevınırım
memat demiş
s.a
murat kardeş istanbula gel bizi bul biz yardımcı oluruz yeterki niyetin has olsun .
rehberin olmadan yola cıkma
kalırsın yamada dagda
yel gelir tutunamassın
sel gelir duramazsın
sen bir rehber eyle kendine
0212.419 57 10 ( mehmet demir
gurbet demiş
arkadaslar herseyi yazmakmi zorundasiniz ihlasinizi gizli tutun lutfen
gurbet demiş
buyuklerin isimlerini ve adreslerini vermeyin sizin icin iyi olmaz kimin ne oldugunu nerden bileceksiniz………
YABANCI demiş
HACI MAHMUT ORDAMISIN
TAHA demiş
ABDURRAHIM EFEMDIMIN bu konu hakkinda tasviyeleri var baskalarinin yani diger kardeslerimizin yaninda onlarin seyhini övün buyurduki olurki ihlasi kacar cünkü müride tez yolaldiran arac ihlastir tsklerimle,,,,, Hacı mahmut kardeş bunu yukarı siz yazmışsınız ama uygulamanız hiç de bu emire uygun değil sadece buraya değil birkaç yere daha efendim hazretlerinin adının anıldığı yerlere evliyalık babadan oğula geçmez demişsiniz. Amenna Allah dilediği kuluna verir siz de öyle demişsiniz ama ayrıca oğula toruna vermez gibi de bir ekleme yapmışsınız. bunu neye dayanarak yapıyorsunuz ayrıca böyle birşeyi amaç edinip efendim hazretlerinin adının anıldığı yere neden bu tarz şeyler yazıyorsunuz anlayabilmiş değilim. büyüklerimizden bahsettiğinize göre (bir ihvan abimiz olarak) bu üslubu size yakıştıramıyorum. Görüşlerinize katılmamakla beraber birçok yeni kardeşlerimizin (Ar efendimizi görmemiş Har efendimizden dersli onların) ihlasını ve teslimiyetini düşünerek sizi sukut etmeye davet ediyorum.
ank06 demiş
“Her müridin kendi mesayihini Kutb-ul Aktab görmesi o, muridin hakkidir. Ama baska mesayihi küçük görmesi onun hakki degildir. Velev ki kendi mürsidi Kutb-ul Aktab olmasa da müridin ihlasi sebebiyle zamanin kutbu o muridin mesayihi suretine girer ve o muridin ruhuna hizmet eder. ” Herkes kapisini tanisin, ihlasla baglansin, manasini isaret eden bu düstur ancak kamil ve mükemmillerin karidir.
ask-ı can demiş
her sey çok güzel olacak
HAR'IN KÖLESİ demiş
Bize söz düşmez.biz bilmeyiz.hikmetlerinden sual olunmaz.kimseye dil uzatmak uygun olmaz.ALLAH bizi O nun yolundan ayırmasın.bu günahkarı da O nun yüzü suyu hürmetine bağışlasın.
rıdvan demiş
esselamün aleyküm verahmetullah kardeşlerim.bana o mübarekten bahsedermisiniz.tşkler….