Sufi ve Sufiler

Gönül Dostlarına Selam Olsun

  • Online Kütüphane

  • Kitap Tavsiyesi

  • Site İçeriğinden

  • Site Bilgisi

    Üye Sayısı : 951
    Konu Sayısı : 247
    Sayfa Sayısı : 10365
    Kitap Sayısı: 82
    E- Kitap Sayısı: 131
    Video Sayısı: 327
    Yükleme Dosyası: 421
  • Ziyaret

    • 1,083,467 Sayfa izlenimi
  • Archive for the ‘Mehmet Doğramacı’ Category

    Kitapları ve yazılarını bulabilirsiniz.

    Muhammedî Muhabbetten Koku Almak, Hakiki Ümmet Olmak İçin Ne Gerekir?

    Posted by seyyahin Ağustos 24, 2007

    HAFTANIN TEFEKKÜRÜNE CEVAPLAR

    Konu:
    Dr. Derman (ks) a sordular:
    - Hocam, Muhammedî Muhabbetten koku almak, hakiki ümmet olmak için ne gerekir?

    O güzel Hak Dostu şöyle cevapladı:

    “Gülün güzel kokular yayıp hoş renkler vermesi için dibine gübre dökülmesi lazımdır. Gübre pisliktir! Gübre ne kadar çok ve keskin olursa gül o kadar güzel açar ”

    —————
    Neler söylersiniz bu söz üzerine? Hazret neye işaret ediyor?..

    Evet ; Allah Kendi ne seçtiği kullarına bela ve müsibeti eksik etmez
    .(A.GÖK)

    Ne kadar doğru olur bilmiyorum ama kendi anladığımı yazayım… Nasıl ki gülün güzel rayihalar saçması için, güzel renkler vermesi için gübreye ihtiyacı varsa; kulun da elinden, dilinden istifade edinilen olması için, yahut;gönlünden hakikat sırlarının dökülmesi ve de ilahi mevhibelere nail olabilmesi için bela çemberinden geçip, çile imbiğinden süzülmesi gerektir..Zira bunlar da mü’min kalbinin gübreleridir diyorum… Bela ve musibet ne denli şedîd olursa ilahi ikramda o nispette olur..
    (T.DOĞRAMACI)

    Aklımda kaldığı kadarı ile,güle iyi bakmak……………. ona bakmak, salavatı çok getirmektir. Ayrıca,bir eski ermişin yanına son raundu oynamak için giden bir derviş, ustasının tütün içtiğini görünce içine bir kuşku girer ve bu bana ne öğretir diye hep kuşku duyar ve bir türlü veli kapısından içeri adımını atamaz.Ama bir gün, ustası ona içinden geçirdiği vesveleri ve bütün herşeyi bir bir anlatınca hayret eder ve der ki bunları Allah tan başka kimse bilemez,bu ustam Allah’ın dostu dur kanaat ettim der ve teslim olur.Allah bizleride teslim olanlardan eylesin.
    (H.BELEK)

    “Gülün güzel kokular yayıp hoş renkler vermesi için dibine gübre dökülmesi lazımdır. Gübre pisliktir! Gübre ne kadar çok ve keskin olursa gül o kadar güzel açar ”

    Sözü ile bana gönlüme açılan ; Hak dostu Zât , insanın , İnsan-ı Kâmil mertebesine ulaşabilmesinin işaretini veriyor sanki. Tüm bu mertebelerden geçebilmenin sırrı, her türlü zorluğu, nefsi, şeytani, vehmi duyguları aşarak, iman ve marifet nuru ile dolan, taşan bir gönülde Vahdet gerçeğinin idrâkı, yaşanması ile olur. Bu mertebelerden geçebilmek kaç insanın nasibinde vardır ALLAH bilir ancak; bu yola baş koyup, hakiki ümmet olmanın neler olduğunun idrâkine varabilmek, imanın gereklerini yaşayabilmek bizlere düşmektedir. Dilerim cümlemize kolaylaşmış olsun, ALLAH ilmini değerlendirebilmek, gereğini yaşamak hazmı ve hayırlısı ile nasib olsun, basiretimizdeki körlükten kurtulabilelim.AMİN

    “Gübre ne kadar çok ve keskin olursa gül o kadar güzel açar ”
    insan ne kadar çok HAK yolunda sebat ederse, sabır gösterirse, zorluk diye tabir ettiğimiz, yine büyük sabır, aşk, iman gerektiren durumlarda, ne kadar Hakikât gerçeğini idrâk edip, bunun gereğini yaşayabilirse o kadar güzel bir gül olur, açar!

    “Gülün güzel kokular yayıp hoş renkler vermesi için dibine gübre dökülmesi lazımdır”
    sözleriyle de yine bana göre anlatılmak istenen budur. Bir insan tüm dünya nimetlerinin (bize göre) en güzelini, bulursa; yani hastalık, kaza, bela, musibet, dert, borç vs. gibi hiçbir (bize göre) kötü diye tabir edilen, esasen RAHMET olan şeyler ile sınanmazsa acaba ne denli Hakikât yolunda ilerleyebilir? Dünya hayatında gaflete dalmadan ne kadar yaşayabilir? Gözü sahip olduklarının ne kadar gayrını görebilir, ayırdedebilir? Hayatı, evrensel gerçekleri OKUyabilenlerden olabilir? Özünü, Hakikâtini sorgulayabilir? Hakikî manâda ümmet olabilir? Muhammedî Muhabbetin kokusunu nasıl hissedebilir?

    Zevk-ü safa içinde ömrünü yitirir, tüketir , Bir İNSANSI olarak belki de… ALLAH cümlemizi korusun, razı olduklarının zümresine dahil etsin niyâz ederim. AMİN

    En doğrusunu bu güzel ve derin tefekkür gerektiren sözleri Zât’ın yüreğinden açığa çıkaran Rabbim bilir. Ayrıca belki daha ne anlamlar, detaylar saklıdır, bu öz ama bir o kadar da teferruatlı cümlelerin derininde…Evet kıymetli Hocam; dediğim gibi gönüme doğanlar bunlar oldu Zât’ın bu güzeller güzeli cümlelerini okumaya çalıştığımda…
    (E.E.ÖZKAN)

    Dilin söylemediğini söyleyen, aşkın ve sevginin sembolu,yüreğinize huzur ve mutluluk veren insanların en çok sevdiği çiçek GÜL.Gül’ün gül olabilmesi için bir çok yan faktörlere de ihtiyaç vardır.. Bunu gayet net ve açık söyleyen bu Zat, tamamlayıcı ve erdirici bir kemalat için bize göre hoş olmayan etkenlere ihtiyaç olduğunu güzel bir lisanla izah etmiş..

    Bir gül ki an be an sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır..İşte MUHAMMED!
    Bir gül varki geceleri uyumayan gözleri vardır..işte MUHABBET!!
    Bir gül varki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiş işte ÜMMET!!

    Ama bir gamlı hüznün akışında ısrara ne hacet yine bülbül..kalbimizin derinliğinde can vedi senin söylediğin GÜL!!Usulcana eğilir öpersin,koparmak istersin koparamassın elin varmaz gül’e dalından seyredersin doyumsuz güzeli..söyleyebileceğimiz son söz şu olabilir…
    Bir tek sen varsın GÜL..Bir tek sen varsın Muhammedi muhabbet.Sevgi ile.
    (S.AKAY)

    Sanırım güzelliklere ulaşmanın yolu biraz da zorluklardan geçiyor.Gül nasılki içeriği pislik olan gübreyle beslenip büyüyor ve hatta o enfes kokuyu yayabiliyorsa; Muhammedi kokuyu da alabilmek için bu yolda verilen tüm uğraşı,çaba,araştırma,paylaşma ve tabi ki zorlukların sıkıntıların içinden çıkarken alınabilecek tüm bilgilerde bizlerin beslenebilmesi için bir çeşit gübre görevi görüyor.Ve sonucuda bizlere o kokuya ulaşma şansını getiriyor.
    (N.IŞIK)
    Her varlığın fıtri olarak kendine hoş gelen ve hoş gelmeyen durumları vardır gübre bize göre hoş kokulu olmayan kokusundan hoşlanmadığımız bir madde,gül kokusu ise hoşumuza giden bir koku. Gübre kokusu ise gübre böceğine göre hoş bir koku ve ortam. Aynı şekilde nefes verirken kirli hava bize zararlı diye verdiğimiz karbondioksit gazı yeşil bitkilerin can kaynağı. Ve ağacında kirli hava diye dışarı verdikleri oksijen bizim can kaynağımız. Şimdi birine iyi birine kötü demek için birini benimsemek diğerini ise dışlamak gerekiyor. Nerden bu sözü hatırlıyorum bilmiyorum ama dışladıkların kadar Allah’tan uzaksın diye bir cümle hatırlıyorum. Peki ne yapmalıyım gübreyi dışlamamak için bende gidip gübrenin içine mi girmeliyim. Ya da karbondioksiti de Allah yarattı diye gidip Karbondioksit dolu bir odaya mı girmeliyim. Bunları yapmak direk olarak benim hayatımı tehlikeye sokar bunlar benim için zararlıdır.

    Ağaçlar ne yapıyor, karbondioksiti işleyip benim için harika bir havaya dönüştürüyor. Gül ağacı gübre kokusunu gül kokusuna dönüştürüyor. Harika bir mekanizma hiç kusur yok ve sonuç mükemmel. Mekanizmayı bütünden görmek hikmetleri ve gübrenin varlığını benim için gerekli ve olması gereken bir durum şeklinde algılamamı sağlıyor ama bu sistemin sadece kısıtlı bir kesiminden bakarsam,olayı tam olarak algılamayabilirim. Birde etrafımı saran benlik ve gurur içindeysem . Sistem ve mekanizmayı algılamam benim için imkansız hale gelir. Sistemi bütünlük (teklik) boyutu ile algılamasak da en azından teslim olmayı bilmek gerekiyor diye düşünüyorum.

    Anladığım kadarı ile Muhammedi buyut,sistemi bütün bir bakış açısıyla değerlendirebilmektir. Eksik kusur gedik görmemek kendi vehmi benliği kaldırmak. İçselliği ve dışsallığı birleştirmek. Hoş görmediğimiz her noktada Muhammedi boyutla bakıp ondan hoş kokular , ilhamlar alabilmek.

    Sanırım bu döngünün mükemmeliyetinin farkına varmak gerekiyor.Yoksa dar bir acıdan kokladığım sadece benliğimin algıladığı gübre kokusu olacaktır. Gübre bize göre kötüdür ama gübre böceğine cennettir.Sana ,bana , ona göre olan şeyleri kaldırınca yayılan kokular hep aynı yerden gelir Muhammedi Muhabbetten… Gül Resulullahı çağrıştırır diye anlatılmıştır hep, sanırım gülde Resulumden öğrenmiş bu dönüştürme mekanızmasını.

    Muhammedi olmak, Resul’um gibi algılamak, onun gözleri ile görebilmek dileğiyle…

    MUHABBETLERİMLE…
    (Y.BİLİR)

    “Dervişlerin sohbetinden, Muhammed kokusu gelir”.

    Sevgili dostlar belalar ve sıkıntılar sırasıyla Peygamberlere, Enbiyaya, Evliyaya ve Salih kullara gelir. Demek ki Cenab-ı Mevla Tekaddes hazretleri insan’ın pişip kemale erip o kokudan diğer insanların istifade edebilmesi için mihnet ve sıkıntılara sokuyor. Gül olabilmek kolay bir mesele değil. Bir Allah dostunun sohbeti sırasında gül yetiştiremediğinden bahsediyor. Bu sırada sohbette bulunan bir ağabeyimiz İnşallah gülü yetiştirmek için gübre oluruz diyor. Hazret celalleniyor. Gübrede olamadık diyor. Evet, zamanımızda hakiki mürid kirbiti ahmer gibidir. Yani bulunması çok zor olan bir kimsedir. Mürşide ayna olmuş onun özelliklerini yansıtmaktadır. Cenab-ı Allah bizleride gerçek dervişlerden eylesin. Cenab-ı Allah muinimiz olsun es-sabur ismiyle tecelli edip bela ve sıkıntılara güç yetirebilmeyi nasip etsin. Tüm dostlarımızın güzel bir gül veya o güle hayran olan bülbül olmaları dileğiyle…

    Selam ve Dualarımla

    (P. CAĞALOĞLU)

    m_dogramacı@hotmail.com

    Posted in Dostlardan Gelenler, Haftalık Tefekkür | 1 Comment »

     
    Takip Et

    Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

    Diğer 28 takipçiye katılın