HAFTANIN TEFEKKUR ÇALIŞMASI ( 16 – 22 Temmuz 2007 )

 

HAFTANIN TEFEKKUR ÇALIŞMASI
( 16 – 22 Temmuz 2007 )

1-“Recep; Allah’ın, Şaban; Benim, Ramazan; Ümmetimin ayıdır!” Hadis-i Şerif
Bu hadis sizlere neler düşündürür? Değerlendiriniz…

• Korkmak anlamına da gelen recep ismi ile kast edilen bu ay anlayışımız kadar verilebilecek mana şu olabilir mi..öncelikle “korkmak”dan doğan bazı düşüncelerimizi zihnimizde belli bir arınma süreci başladığını söyleyebiliriz…buna dayanan gereçlerin öncelikleri Tövbe ile belli bir disipline olduğumuz aşıkardır. Zahir kısmı ile başlayıp nasibimiz kadarı ile de nasuh tövbesiine kadar varan bir arınma ile veri bilincimizi temizlemiş oluruz..Kemalatın oluşması için herşeyin zıddı ile birlikte ortaya çıkması şarttır ki hakikat bilinebilsin.. insan’da bu kemalatın gelişimi için kendini bilme ve kendini arama istemiyle ,Allah’ı bilmek ve Öz’üne ermek kalbindeki en ulvi yönüyle özleşmek ve kendini görmek isteğidir.bu yaklaşımları yapabilmek tövbe ile mümkündür diye düşünüyorum..kişi vehminden arındıkça Beytullah “Allah’ın evi”yani ÖZ BİLİN’ci FETH edebildiği ölçüde tevbe etmiştir ..birim bunu fark etmesi Allah ile işaret edilenden ayrı gayrı olmadığını her an daim ve kaim olduğunun bilincine varılır ve bu da fiysebillah yaşantısını açığa çıkartır..ne mutlu yaşayabilene..Rasulullah Ahlakı ile kapasitemiz ölçüsünde yaşamaktır.varoluş kemalatının sebebi,muhabbetin Muhammedidir.muhabbet ise SEVGİ ve AŞK da BİR olmayı gerektiren biraradalıktır ve bir araya geliştir.bu beraberliğin aheng ve güzelliğinden MUHAMMED doğmakta her an daim olarak.Ramazan ise, Gerçeği görünür kılan Alem detaylarını tek potada birleştiren veya çoklu görüntülerden ve anlayıştan TEK bilince erme vakti diyebilir miyiz.. (S.AKAY)

• Üç aylar buradaki üç sayısında geçirilen üç merhaleden bahsediliyor. Recep’in Allah’ın ayı olması Allah’ta olan bir başlangıcın (sonu ve evveli olmayan) Şaban remziyle Hazreti Muhammedi yaratmasıyla bu Resülullah’a devam ettiğini ve Ramazan remziyle Ümmeti Muhammed’e intikal ettiğini anlıyoruz. Allah’u Tealanın nuru bir güneş misali ay gibi Hazret’i Muhammed’e intikal etmiş ve ona yüzünü döndüren ümmetine yansımıştır. İşte bunun sonucunda da varlığa gelme gayesini anlayıp aslını bilme idraki ile bu Ramazan Bayramına ulaşan Ümmeti Muhammed Ramazan bayramıyla vuslatına ermiş. Aşık, Maşukuyla buluşmuştur. (P.CAĞALOĞLU)

• Recep icin ekim, Saban icin bakim ve Ramazan icin hasat ayi denmis. Recep ayinda Allah’tan baska herseyi gonlumuzden cikarmamiz gerektigi tohum atmaya benzetilmis. Saban ayinda en mukemmel insan Hz Muhammed ( S.A.V.) izinde gidilirse Recep ayinda atilan tohumlarin yeserecegine isaret edilmis. Ramazan ayi ise ummetin hasat ayi olarak degerlendirilmis. Recep ve Saban ayinin getirilerinin insanlarda bu ayda kendini gosterecegi belirtilmis. Manevi getirilerden en iyi sekilde faydalanmak icin bu ayda oruc tutmak farz kilinmis. (G.AŞICI)

• Burada esasen teklikten-çokluğa açılış sembolize edilmiş.Receb’de Regâib gecesi yaşanır. (Alıntı: Regâib, regibe kelimesinin çoğulu olup, sözlükte; itibar edilen şey ve bol ihsan demektir). İtibar edilen şey elbette Allah’a ulaşmaktır.Şaban’da Berâat gecesi yaşanır. (Alıntı: Berâat sözlükte; bir zorluktan kurtarmak ve beri olmak demektir). Burada Resûlullah’ın şefâati söz konusudur. Ramazan’da ise Mir’âc yaşanır. Mir’âc’ın bana göre anlamı TEK’te erimek, ÖZ’e ermektir.“Salât
(Namaz) Mü’min’in Mir’âcıdır” hadis-i şerifinin mânâsı yaşanır. (E.ACIGÜL)

• Sadece Allah vardı ve onunla beraber hiçbir şey yoktu. Sonra muhabbetten hasıl olan
Resulünü yarattı ve O ‘nunda yüzü suyu hürmetine tüm kainatı yarattı. Bana cağrıştırdığı diğer bir şey ise ümmet ile Allah arasında Resulünün olması Ehad olan Allah’ın binbir mana ile kendini irsal etmesi . Tek bir ışığın prizmadan geçerek binbir tayfa ayrılması.Allahümme barik lena fi recebe ve şa’ban ve belliğna ramazan” “Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.” Amin!…Bu dua sorduğunuz bu haftaki hadis ve ahzab suresi arasında bir bağlantı varmış gibi düşündürttü. Sanki Allah’ım ramazanda ümmetin olmayı, halifen olmayı bize nasip et diye dua ediyormuş gibi anladım.(Y.BİLİR)

• Recep, Şaban ve Ramazan bu ard arda gelen aylar Allah’ ın(c.c) Zahir dediğimiz aylarındandır. Gerçi bizlere göre bilinen(görünen) tüm aylar zahirdir çünkü açıktadır ama her şey bizim bildiğimiz gibi değildir Allah’ın(c.c) indinde. Amaç zaten düşünmektir her daim tefekkür etmektir sonrada sırra kadem basmaktır yani o Sırra ulaşmak değil o Sırda yok olmaktır.Recep ayı ile gözler açılır çünkü seyir işte tamda bu ayda başlar çünkü bu ayda Allah(c.c) tüm fiillerde Efalini(Cemalini) gösterir.Tabi eğer rağbet edersek. Şaban ayı’nda ise Allah tüm sıfatlarını Efendimizde(s.a.v) göstermiş olduğundan bu ayda Efendimizin(s.a.v) ayı’dır. Ramazan ayı’nda ise Allah(c.c) zatını Adem’de(a.s) gösterir. Yalnız burada zat dediğimiz siretlerine (iç alemlerine) bakarak yorumlanan suretlerdir.Yoksa yalnız suretlerle yorum yapmamız sakıncalıdır. Bu aylar sırasıyla gelir ki sırasıyla zevk edelim ölmeden önce ölüm mutluluğuna varıp Bayram edelim. (A.ÖZEKES)

• Kesretten Teke gitmenin çok zor olduğunu başaranlar olsada nadir olduğunu biliyoruz.Tekliği fark etmeden kesretten yola çıkıldığında ayrı ayrı parçalar vehmedip gökte tanrı yerde peygamberi ve tapınan kullar anlayışına saplanmak gibi bir çok zorluklar var.Rasulullah’ın (a.s)bize tebliği ettiklerinde ise ilk başa sürekli olarak bu tekliği anlamamızı işaret eden uyarılarını görüyoruz.Bu Hadis-i Şerifinde de aynı uyarıyı yaptığını düşünüyorum.İnsanın yoğun bir şekilde kendini tanımak için yapacağı çalışmaların başlangıcında Allah ismi ile işaret edileni anlayarak, tekliği kavrayarak işe başlaması,idrak edilmesi gereken önceliğin bu olduğu işaret edilmiş zannımca. Recep ayında bu tekliği anlayanlar için Şaban ayında tebliğ edenin ve tebliğ edilenin hakikatini idrak edilmesi ve Ramazan ayında da ümmet bilincine varması diye düşünüyorum.(S.EKİM)

• Elbetteki bu aylarda ibadetlerinizi, infakınızı vs.. arttırın deniyor zahirinde. Kişinin sırasıyla Recep, Şaban ve nihayet Ramazan ayında belli bir seviyede tahir olacağı, ve inzal olan Kuran’ı değerlendirebileceğine işaret ediyor. (Mehmet abi esasen bu hadisi değerlendirmekte çok güçlük çektim, bir şeyler yazmasamda olmaz diye düşündüm ve bunları yazdım ama hakikatte içime düşen mana şu idi onuda yazmak ne kadar doğrudur bilemedim o yüzden buraya yazıyorum isterseniz silebilirsiniz. Aşağıda altı çizili olan bölüm.) Bu hadis’i 3 aylar şeklinde değerlendirmek yanılmaya sebebiyet veriyor gibi geldi bana asıl anlatılmak istenen mana Risalet gerçeğidir bu hadiste Allah >> RasulAllah >> ÜmmetYani Zat’ın Zahir’e dönüşüm şekli, formülü. Yani Allah’ın Kul ismi adı altında açığa çıkışı. Ve Kul ismi ile olan biriminde talip olduğu yolda izlemesi gereken yolun Risalet’in dışında olmaması gerçeğidir. (Ö.AKŞAHİN)

2- “Biz; emaneti (Halifelik Görevini) Göklere,Yere, Dağlara verdik de onlar onu üstlenmekten korktular ve kaçındılar. Onu insan üstlendi. Şüphesiz o insan çok zalim ve çok cahildir!…”(Ahzab-72)

Halifelik gibi bir görev;Esma-i İlahi ile kulluk icra etme görevi;Esmayı alemde açığa çıkarma görevi insana veriliyor.Hem insana veriyor hem de o insana; “Emaneti aldı, ne mutlu ona” demesi beklenirken ÇOK CAHİL ÇOK ZALİM deniyor!..Çok Cahil, Çok Zalimse niçin böyle bir görev verdi?…CEHALET VE ZULUM ile ne kastedildi?..Sanki Cahil ve Zalim olduğu için görev verdik der gibi bir anlam çağrıştırdı…CEHALET VE ZULUM ile HİLAFET-KULLUK bağını nasıl açıklarsınız?

• Zalim ve Cahil” sözlerini ilahi sevgi ışığında yorumlamak gerek.insan zalimdir çünkü ilahi gücü temsil ederken kendine zulmeder.Kullandığı gücün kaynağını bu kuvvetin kaynağının mahiyetini kavrayamaz.yerle gök arasında çaresizdir. çaresizliğin verdiği bir cahillik vardır.ne yerdedir ne gök de.yer madde ,gök ise mana alemini temsil eder.Ama hakikatı itibari ile insan madde ve mana kefelerinden oluşan teraziyi dengede tutan üstün varlıktır.terazi öylesine dengededirki ibresi AHADİYETİ gösterir….(S.AKAY)

• Geçen iki hafta önceki tefekkür bahsinde bir veli dörtlüğünde Allah’a hediye olarak günahlarını götürdüğünü söylüyordu. Ayette insanların günah işlemesi halinde bunların ortadan kaldırılacağı ve yerine yeni bir kavim yaratılacağı ifade ediliyordu. Allah (c.c) Kuran-ı Azimüşşanında emaneti dağlara taşlara verdiği kabul etmediğini insanın ise bunu kabul ettiğini ve çok cahil ve zalim olduğu söyleniyor.

Cehalet ; bilmemek habersiz olmak öğrenmemiş olmak manasını içeriyor.
Zulüm ; bir şeyi aslına uygun olarak yerli yerince kullanmamak ona hakkını vermemektir.
İnsan cehalet ve zulüm vasfıyla yaratıldığı için görevinden ve yüklenilen emanetten habersiz bir şekilde bu emanetin vasıflarını yerine getiremiyeceğinden dolayı cahil ve zülumkar olarak vasfediliyor.

Diğer yandan Allah( c.c) Hz. Adem’i halife olarak yarattığını ve ona isimleri öğrettiğini bildiriyor. Adem yokluk demektir. Allah’u tealanın varlığı yokluk aynasından aleme yansıyacaktır. Eğer insan yokluk değil de benlik ve nefsaniyet çukuruna düşerse bu emanetin sorumluluğunu yerine getiremez ve zulüm sahibi olur. Allah’ın halifeliğini üstlenerek tam manasıyla Rabbine kulluğunu yerine getirebilirse kainata Allah’ı yansıtacak ve halifesi olacaktır. (P.CAĞALOĞLU)

• Aldı ise ne mutlu alamadı ise cehaletin esareti zalimce zulmedecektir kendine .. Kendi imtihanını kişi kendi elleriyle hazırlamakta .. Hilafeti gereği kulluğunu esma boyutlarının kendindeki açılımları istikametince yaşamaya gönüllü ve TESLİM ise sistem o cehaleti ve zülmü yerle bir edecektir..(Ö.ÖZER)

• Insan neden zalimdir? Insan Allah’tan, yani rabbinden perdeli, cahil oldugu icin kendisine zulmeder. Esmayi Ilahi’yi ortaya cikarma gorevinin kendisinde oldugunun farkinda bile olmadan yeryuzunde yasar. Hz Muhammed ( S.A.V.)
halifelik farkindaligini insanlara teblig etmistir. Imam Gazali’nin Kimya-yi Saadet’inde yazdigi gibi, vezir, padisahin mulkunde sahiplik gutmez. Padisahin ona verdigi yetkileri kendi nefsi yararina degil, mulku kulluk gorevi dogrultusunda daha mamur hale getirmek icin kullanir. Herkes vezir olmak ve bu makamin getirilerinden faydalanmak ister. O mevkinin hakki verilmedigi zaman kaybedileceklerin makamin yuksekligi ile dogru orantili olarak daha fazla olacagi bilinmelidir. (G.AŞICI)

• Buradaki emaneti üstleniş tamamıyla FITRÎ’dir. Bu, O kimsenin FITRÎ kulluğudur. Zirâ insan da dahil olmak üzere her şey kaderiyle yaratılır…İnsanın câhil ve zâlim oluşunun açıklaması ise; kendi HİLAFETinden habersiz olduğu, cehâletini, bunu bilemeyişinin getirisi olan, NEFSine, yani hakiki benliğine (MUTLAK BENLİĞİ – ÖZ) zulmedişini ortaya koyar.Çünkü insan bir cevherdir. Et-kemik kaydı altına girdiğinde, BENlik yarattığında o cevher yalnızca yerin altındaki işlenmemiş bir maden gibi kalır. Hiçbir kıymeti yoktur…(E.ACIGÜL)

• Bugün bir su kaplumbağası ile tanıştım adı Çakıl. Akvaryuma yaklaşıp onu sevmeye başladım. Parmağımla cama vurdukça parmağıma yaklaştı sonra parmağımı sağa sola götürüp getirince o da sağa sola gitmeye başladı. Sonra kalkıp suyun üzerinden baktım Çakılda kafasını kaldırıp baktı bana tepki veriyordu çok hoşuma gitmişti, bana tepki verip beni algılaması. Daha önce akvaryumda balık görüp yaklaşmıştım ama gözlerinde hiçbir anlam ifadesi olmadan daha doğrusu bana göre bir anlam ifadesi olmadan kısa bir süre bakıp sonra ne yapsam ilgilenmiyordu. Bundan dolayı balıklarla ilgilenmek bana hiç zevk vermezdi . Halbuki ikisini de besliyor seviyorsun. Onlara dostun olma görevini veriyorsun,onu kendine muhatap ediyorsun. Ama insan gibi balıkta çok cahil niçin burada olduğunu bilmiyor. Ne olduğunu bilmiyor neyle muhatap olduğunu bilmiyor nasıl davranması gerektiğini bilmiyor.Şüphesiz ki balık(insan) çok zalim ve çok cahildir…(Y.BİLİR)

• Aklımızın oluş sebebiyle diğer canlılardan ayrılan biz insanlar gerçekten çok cahil ve zalimiz. Zaten cahilliğimizden değil midir hala arayış içinde oluşumuz? Hala bulamayışımız, bulduk zannedip de kendimizi diğer insanlardan hemen ayırıvermemiz. Kendimizi üst tabakaya koyup ,çünkü güvendiğimiz ilmimiz ve bilgimiz var, nara atmalarımız zalimliklerimiz değil de neyimizdir?Fakat bir arayış hala devam etmekte cahilliğimizi belli etmesek de , çünkü güneş her gün yeniden doğmakta gün ilerlemekte hayatın sonuna gelmekte olduğumuz bize farkettirilmekte, eğer alıcılarımızın ayarlarıyla oynamamışsak tabiki. İşte buradan itibaren başlıyoruz dertlenmeye derdimize derman olacak ne varsa bulmaya sormaya soruşturmaya. Dertlenmesek nasıl bir derman bir şifa verici bulunacak öyle değil mi? Tabi tek şifa veren ancak O’ dur. Peki nasıl gelecek Allah(c.c) ‘ dan Şifa? Onun yeryüzündeki görevlileri sayesinde değil mi?Halifeleri sayesinde değil mi?Üstten alta doğru olursa irşad neden dertli olanın şifası olmasın bu Halifeler? Belki dertli olan derdini bulacak da cahilliğinden kurtulacak oda bir görevli olacak Allah’ a yalnızca bir kul olan…Allah(c.c) hepimizi öyle Halifelerden ayırmasın.Amiin. (A.ÖZEKES)

• Tin Suresi4-) (Böylece) hakikaten biz insan’ı en güzel bir sûrette yarattık.5-) Sonra da onu esfele safiliyn’e (madde boyutuna, tabiat şartlarına) reddettik (döndürdük, attık).6-) Ancak (hakikatına) iman edip salih amel işleyenler (arınıp hakikatlarının gereğini yaşayanlar) müstesna… Onlar için kesilmeyen bir ecir vardır (ilahi özelliklerle yaşarlar). İnsan İslam fıtratı üzerine doğrar.Doğduktan sonra beşeri boyutunun,çevresinin telkinleri ile bedenselliğe saplanmaya,özünün hakikatını farketmeden yaşamaya başlar.Kendi özünün hakikatının farkında olmadığı içinde aslında kendine zulmetmektedir.Oysa halife olarak yaratılmış insanın halife olmaması mümkün değildir.Vehmettiği farklı şeyler hakikatını bilmemesi dolayısıyla kendine zulmudur.(S.EKİM)

• Cehalet kendi nefsinin hakikatini bilmeme ve dolayısıyla Nefsine yani kendine zulmetme. Kulluk hakikatinin yani nefsinin bilincinde olma bunu yaşabilme, yani halife bilincinde olabilme. Yani Esmai-i ilahi ile kulluk icra etmenin içinde cehalet ve zulm kelimeleri ile yine esma-i ilahinin tahakakkukun dan başka bişey değildir. Yani cehalet ve zulum dahi esma-i ilahinin tecellisidir, bana göre bu bir kemalattır. Toparlamak gerekirse İnsana verilen emanetin doğal sonucudur cehalet ve zulum, çünkü cehalet ve zulüm isimlerinin manalarını açığa çıkartamamış olsaydı insan nasıl halife olurdu? Cehalet ve zulum isimlerinin tecelligahı olamasaydı Zat’en emanet sahibi olamazdı! Bu açıdan bakarsak bize zulüm ve cehalet gibi görünen şeyin hakikatte emanetin kişide açığa çıkışından başka bir şey değildir. Ve dahi karşıdaki kişide diye varsaydığın kendindeki emanetin tecellisidir…(Ö.AKŞAHİN)

Mehmet Doğramacı

milenyumdervisi@hotmail.com